MAHKEMESİ: ... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2013/104-2013/239 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1979 tarihinde kurulduğunu, Türkiye'de kaliteli çelik üretim ve imalat ve otomotiv sanayinin ilk ve tek kuruluşu olduğunu, dünya çapında üretim ve pazarlama yaptığını, “...+ şekil” ibareli markasını 1991 yılında adına tescil ettirdiğini, davalının müvekkiliyle aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, kötü niyetli olarak müvekkilinin ticaret unvanında ve markasında yer alan “...” ibaresini ticaret unvanında kullandığını, bu ibareyi taşıyan markanın adına tescili için başvuruda bulunduğunu, ileri sürerek davalının eylemleri nedeniyle ortaya çıkan haksız rekabetin ve markaya tecavüzün tespitine ve ref'ine davalı şirketin ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkartılmasına, kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin 23.1.1996 tarihinde ... Ticaret Odasına kaydını yaptırarak bu tarihten beri dava konusu edilen ticaret unvanını iyi niyetle kullandığını, davacı tarafca 17 yılı aşkın süredir sessiz kalınması sonrasında açılan davanın kötü niyet taşıdığını, tescilli unvanın kullanımının haksız rekabet oluşturmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 556 Sayılı KHK'nın tanınmış markalar için öngördüğü sessiz kalma suretiyle hak düşümü durumunun Yargıtay uygulamaları neticesinde ticaret unvanlarını da kapsar şekilde genişletildiği, davacının davalının tescilli ticaret unvanını kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini kanıtlayamadığı, 17 yılı aşkın süredir davalının ticaret unvanını kullanımına sessiz kalınması nedeniyle açtığı davanın TMK'nın 2. maddesinde yer alan iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.