Taraflar arasında görülen davada erilen 09/11/2012 gün ve 2012/361-2012/516 sayılı kararı onayan Daire’nin 21/11/2013 gün ve 2013/3436-2013/21043 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkette %51, dava dışı ortak %16, davalı ortak ...'nun %33 pay sahibi olduğunu, davalının davacı şirketi yönettiği tarihte kötü yönetimiyle şirketi borca batık hale getirdiğini, bankalara olan borçların ödenebilmesi için taşınmazların satıldığını, bu satışa şirketi temsilen davalı ortağın aracılık ettiğini, satış tutarından bankalara borçlar ödendikten sonra artan kısmın şirkete iade edilmediğini, halen davalının uhdesinde bulunduğunu, ayrıca şirkete ait kum ocağı ve iş makineleri ile tesisatın satıldığını, bunların parasının da şirkete iade edilmediğini, uyarılara rağmen davalı uhdesindeki paranın ödenmemesi üzerine, 2008/318 esasındaki davanın açıldığını, bu davada alınan bilirkişi raporuna göre davalı üzerinde 6.200.000 TL para bulunduğunu, şirketin davalı ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için açacağı davada hissedarlardan %51 hisseye sahip bulunması sebebiyle ön koşul olan muvafakat şartının gerçekleştiğinin belirterek, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davada TTK 551/3 maddesinde öngörülen çifte çoğunluğun gerçekleşmediğini, bu davaya sadece ortaklardan Smuvafakat ettiğini, diğer ortağın muvafakatinin bulunmadığını, yasada çıkarmaya muvafakat eden ortakların sermaye ve oy çoğunluğuna sahip olmalarının arandığını, bu koşulların olayda gerçekleşmediğini, yasada aranan muhik sebep koşulunun oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, esas sözleşmedeki "Bir ortağın bütün ortakların haiz olduğu rey sayısının üçte birinden fazlasına sahip olamaz" düzenlemesinin halen geçerli olduğu, buna göre %51 pay sahibi ortağın oy hakkı bütün ortakların oy hakkının üçte biri kadarı olduğu, TTK’nın 551/3. maddesinin aradığı anlamda esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak çoğunluğu tarafından muvafakat edilmesi şartı gerçekleşmemiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21.11.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak gelir kaydedilmesine, 11/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy