MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.03.2014 tarih ve 2013/133-2014/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkili şirket adına muhtelif sınıflarda tescilli, tanınmış "..." markaları ile iltibas yaratacak şekilde 2009/40070 nolu "...+şekil" ibareli markayı kendi adına tescil ettirdiğini, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, marka hakkına tecavüzün tespitine ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların "..." ve "...+şekil" markalarının, motorlu araç ve yan sanayi ürünleri ile birlikte, kısmen birbirini tamamlayan, kullanım amacı ve alanı benzer olan ürünlere yönelik olduğu, ortalama tüketiciler nezdinde davalı markasının davacıya ait seri markalarla karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacıya ait "..." ibareli ve TPE nezdinde 89377, 173362 tescil nolu markaların 12. sınıf yönünden 2009 yılı itibariyle tanınmış marka kriterini yerine getirdiği, davacı markalarının toplumdaki tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, davalının 2009/40070 tescil nolu markasında, davacıya ait markaların sulandırma halinin bulunduğu, davacı markalarının benzeri niteliğinde olan ve genel olarak benzer mallar yönünden tescilli bulunan dava konusu markanın, ortalama tüketiciler tarafından davacı markaları ile karıştırılma ihtimalinin olduğu, KHK'nın 42/b maddesindeki hükümsüzlük şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, tescilli bir marka tescilli olduğu sürece koruma altında olup, iptal veya terkin edilinceye kadar yasal korumadan yararlanacağından, tescilli bir markanın haksız kullanımından söz edilemeyeceğini, markanın tescili dışında davacı markalarına benzetilerek kullanıldığı da iddia ve ispat edilmediğinden, marka hakkına tecavüzün tespiti ve men'i isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy