MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/02/2014 tarih ve 2012/330-2014/106 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka nezdinde kullanılan kredi kapsamında üzerine ipotek konulan müvekkiline ait taşınmazın Van ilinde 23.10.2011 ve 09.11.2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde ağır hasar gördüğünü ve yıkım kararı verildiğini, banka kredisinin kullanılması sırasında taşınmaza ilişkin olarak DASK zorunlu deprem sigorta poliçesinin davalı ... şirketi tarafından yapılmasına rağmen sigorta süresinin dolmasından sonra poliçenin yenilenmediğinin anlaşıldığını, davalılarca bu konuda müvekkiline herhangi bir bildirim yapılmadığını, davalılar tarafından kredi devam ettiği sürece zorunlu olan DASK zorunlu deprem sigortasının yaptırılmamış olması sebebiyle müvekkilinin zararını DASK kapsamında tazmin edemediğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek şimdilik 72.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 23.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili banka şubesinden kullandığı konut kredisi ve ipotek işlemi kapsamında davacının talebi ile DASK zorunlu deprem sigortasının yapıldığını, sigorta yaptırma mükellefiyetinin davacıda olduğunu, süresi dolan sigortanın yenilenmesi hususunda davacının herhangi bir talep ve talimatının olmadığını, davacının 02.05.2011 tarihinde kredisini kapattığını ve taşınmaz üzerindeki ipoteğin de 15.07.2011 tarihinde terkin edildiğini, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafından alınan kredi karşılığı ilk yıl için zorunlu deprem sigortası yapıldığı, sonraki yıllar için yapılmadığı, bu durumun davacının sigorta prim bedelini yatırılmamasından kaynaklandığı, ilk yıl zorunlu deprem sigortası yaptırmış olan davalı bankanın takip eden yıl için poliçeyi düzenlettirmemiş olması nedeniyle davacıya bir güven vermediği, davacının da sonraki yıllar için poliçe sebebiyle prim tutarını ödemediği, ilk yıl için düzenlenen poliçeden haberdar olan davacının daha sonraki yıllar içinde poliçe düzenlemesini bilmesi gerektiği, yine deprem tarihi itibariyle taraflar arasındaki kredi ilişkisinin sona erdiği, kredi ilişkisinin sona erdiği tarihten itibaren davalı bankanın bir sorumluluğunun bulunmayacağı, bu tarihten itibaren davacının bağımsız olarak zorunlu deprem sigortası poliçesi düzenlettirebileceği, davalı bankanın kusurunun bulunmadığı, yine, deprem tarihinde yürürlükte bulunan 587 sayılı KHK'nın 9. maddesi kapsamında sigorta şirketinin muhataba yapacağı bildirimin ihbar mahiyetinde olduğu, bu bildirim sonucu sigortalının poliçeyi yeniletme yada yeniletmeme iradesinin kendisinde bulunduğu, bu bakımdan sigorta şirketinin ihbar mahiyetindeki bildiriminin sonuca etkili olmayacağı, sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy