MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/02/2014 tarih ve 2013/227-2014/23 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı dernek arasında 01.09.2010 tarihinde imzalan sözleşme gereğince müvekkili şirketin Pakistan'da 2010 yılında meydana gelen sel felaketi nedeni ile afet bölgesine gönderilecek olan insani yardım malzemelerinin Türkiye-Pakistan demir yolu nakliye hizmetini ve bu nakliye hizmetine ilişkin lokal lojistik hizmetini üstlendiğini, davalı dernekte bu hizmettin karşılığı olarak bir bedel ödemeyi kabul eden bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalı derneğe müvekkili firrnanın sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirdiğini, ancak müvekkili firmaya atfedilmeyecek nedenlerle tamamen davalı dernekten kaynaklanan sebeplerle söz konusu malların taşındığı müvekkiline ait konteynerlerin sözleşmede ön görülen sürelerin çok üzerinde, içinde mallar ile bekletildiğini, bunun üzerine sözleşmede kararlaştıran şekli ile müvekkili firma davalı derneğe demoraj yani bekleme ücretlerini içeren faturaları düzenlendiğini, davalı dernek tarafından bu bedellere ve faturaya itiraz edildiğini, bunun üzerine taraflara arasında ihtilaf baş göstermiş olduğunu, bu ihtilafın çözümü ile ilgili olarak taraflar arasında açıkça 01.09.2010 tarihli sözleşme ile İstanbul Mahkeme ve icra daireleri çözüm yeri olarak belirtilmiş olmasına rağmen müvekkili şirket yetkililerinin bilgisi dışında yapılan ana sözleşmeden sonra tahkim sözleşmesi adı altında bir sözleşme imzalandığını bu sözleşme kapsamında hakem kurulu oluşturularak bu hakem kurulunca karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiğinden bahisle İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3787 Esas sayılı dosyası ile ilamlı takip yapıldığını, icra dosyasına gerek müdürlük nezdinde gerekse de icra mahkeme nezdinde itiraz edildiğini, bugüne kadar davalı derneğe böyle bir hakem oluşumunu kabul etmedikleri ve bir karar verilmiş ise bu kararının nasıl ve ne şekilde tebliğ edildiği sorulmuşsa da bir sonuç alınamadığını, hakem kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, hakem kararının içeriğinde HMK436 /d hükmü gereğince bu karara karşı iptal davası açılabileceği ve bunun süresi de belirtilmediği, tahkim sözleşmesini imzalayan Ahmet Nedanlı'nın müvekkili şirket adına sözleşme tanzim etme yetkisi bulunmadığını, seçilen hakem heyetinden bir tanesinin da davalı dernek yönetim kurulu üyesi olduğunu, hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması hususlarında da kanuna riyaet edilmediğini, ileri sürerek hakem kararının iptali ile söz konusu kararın icrasının HMK 439/4 gereğince infazının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, HMK 439/4. md. Gereği hakem kararlarına karşı iptal davası, bir ay içinde açılabilir hükmünü ihtiva ettiğinden, huzurdaki dava yasada öngörülen sürede açılmadığını, ayrıca müvekkili derneğin hakem kararını icraya koyduğu tarih de 19.02.2013 olup, icra emrini aldıktan ve yapılan
icra-i haciz işlemlerinden aylar sonra iptal talebi ile dava açan davacı şirketin usulüne uygun tebligat yapılmadığına dair itirazları gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, tahkim yargılamasının davacısı yani tahkime başvuran davacı şirket olduğunu, davacı şirketin tahkimden çıkan sonuç beklediği şekilde olmadığı için bu kez kararı tanımamak adına gerçek dışı iddia ve beyanlarla kararın iptali yoluna gittiğini, 01.09.2010 tarihli ve davacının kabulünde olan sözleşmeyi imzalayan davacı şirket yetkilisi Ahmet Nedanlı'nın 02.07.2012 tarihli tahkim sözleşmesinin de imza sahibi olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı takip borçlusu şirketin Hakem Heyeti Kararından en geç 27/02/2013 tarihi itibariyle haberdar olduğu ve bu tarih itibariyle HMK 439/4. maddesindeki bildirimin yapılmış olduğu kabul edileceği, 27/02/2013 bildirim tarihi itibariyle Hakem Kararının iptali davasını 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açmadığı, İcra Hukuk Mahkemesi'ne şikayet yoluyla yapılan başvuru üzerine açılan 2013/157 Esas sayılı dosyanın ise HMK. 439/1. Manasında bir mahkemede (genel mahkemede) açılan bir dava olmadığı, dava açma süresi geçirilmiş olmakla HMK. 439. maddesinde yer alan diğer şartların oluşup oluşmadığı hususlarının araştırılmasına yer olmadığı, gerekçesi ile, davanın, HMK. 439/4. maddesi gereğince bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy