Taraflar arasında görülen davada verilen 12/02/2014 tarih ve 2013/178-2014/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ibare ve biçimli 38.sınıf hizmetleri içeren 2008/22500 sayılı markanın sahibi olduğunu ve 1992 yılından buyana tanıtım işaretiyle radyo yayıncılığı sektöründe ticari faaliyette bulunduğunu, müvekkili şirketin ibareli 38 ve 41.sınıftaki hizmetleri içeren marka tescil başvurusunun tarafından ibareli, sayılı markalar mesnet alınarak 556 sayılı KHK'nın 7/b maddesi uyarınca reddedildiğini, itirazlarının nihaî olarak 2013/M-2885 sayılı kararı ile reddedildiğini,başvuru konusu işaret ile redde mesnet markaların görsel, sescil ve biçimsel olarak, kapsamlarında yer alan hizmetler bakımından ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıklarını ve ortalama yararlanıcılar nazarında karıştırma ihtimali bulunmadığını, başvuru konusu işaretin kullanımla ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek, kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, başvuru konusu işaretle redde mesnet alınan markanın kapsamlarındaki hizmetlerin aynı tür olduğunu ve ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olduklarını, ret kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında sözcük unsurları itibariyle kısmen bir benzerlik olmasına rağmen içerdikleri diğer biçimler ve sözcükler ile bıraktıkları genel izlenim itibariyle görsel ve sesçil olarak birbirlerinden farklı oldukları, kaldı ki hizmetlerin bire bir aynı da olmadığı, başvuru konusu işaret ile redde mesnet markanın 38 ve 41.sınıf hizmetler bakımından ortalama alıcı ve yararlanıcı kitlesi için herhangi bir inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derecede iltibasa neden olacaklarının söylenemeyeceği, et kararlarının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy