MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/10/2013 tarih ve 2012/208-2013/198 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile dava dışı ... Ticaret A.Ş'nin 07.01.1982 tarihinde lisans sözleşmesi imzaladığını, anılan sözleşmenin lisans alan dava dışı şirkete ''...'' markasını bedelsiz ve süresiz olarak kullanma hakkı ile markanın yeni şekillerini tescil ettirip kullanma yetkisi verdiğini, dava dışı şirketin anılan lisans sözleşmesinden doğan haklarını 10.04.2006 günlü alt lisans sözleşmesiyle 49 yıllığına müvekkili şirkete devrettiğini, bu şekilde müvekkilinin ''...'' ve ''... MAXİMAX'' markası üzerinde münhasır hak sahipliği elde ettiğini, nitekim ... ibareli 2006/13030, 2007/6090, 2008/881 ve 2011/3404 sayılı markaları adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin 07.10.2009 tarihinde "... MAXİMAX" ibareli 7. sınıf için marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun Resmî Marka Bülteni'nde yayımlandığını, bunun üzerine davalı şirketin "..." ibareli 7 ve 11. sınıftaki 1994/82825 sayılı markasına dayanarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek müvekkili başvurusunun 7. sınıftaki ürünler bakımından reddedildiğini, müvekkilinin ret kararının kaldırılması istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazı inceleyen YİDK'nın müvekkilinin itirazının reddine karar verdiğini, kararın hukuka uygun bulunmadığını, zira başvuru konusu ... ibareli marka üzerinde münhasır hakkın sahibine ait olduğunu, bu marka duyulduğunda ilk olarak müvekkilinin akla geldiğini, markayı müvekkilinin tanıttığını, müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu, davalı muterizin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline ve başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket vekili, 556 sayılı KHK'nın 21. maddesi uyarınca aksi belirtilmediği sürece lisansın inhisari mahiyette olamayacağını, davacının istinat ettiği lisansın bu sebeple inhisari sayılamayacağını, inhisari olmayan lisans sahibinin dava açma hakkını kullanamayacağını, davalının ... ibareli 2008/881 sayılı markayı adına tescil ettirdiğini öğrenmeleri üzerine ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2010/218 esas sayılı dosyasında hükümsüzlük davası açıldığını, istemin kabul edilerek davalı adına tescil olunan markanın hükümsüz kılındığını, müvekkilinden izinsiz olarak davacının adına tescil edilmiş ... ibareli 2011/3404 ve ... ibareli 2007/6090 sayılı markaların hükümsüzlüğü istemiyle 2013/36 ve 2011/645 esas sayılı dosyalarda davalar açtıklarını, davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkili markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla markayı sahiplenmeye çalıştığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı şirket ile dava dışı ... ve Ticaret A.Ş'nin 07.01.1982 tarihinde bir lisans sözleşmesi imzaladıkları, 556 sayılı KHK'nın 21/4. maddesi uyarınca lisans alan sözleşmede kendisine ayrıca ve açıkça yetki verilmemişse, sözleşmeden doğan hak ve yetkilerini üçüncü kişilere devredemeyeceği ve alt lisans veremeyeceği, buna karşın davacı şirketin, markanın sahibi olan davalı şirketten lisans alan dava dışı ... Ticaret A.Ş. ile 10.04.2006 tarihinde alt lisans sözleşmesi yapıldığı, anılan sözleşmede davacı şirketin, davalı şirket adına kayıtlı 82825 sayılı markanın lisans hakkını devraldığı, lisanstan doğan tüm hakların davacı şirkete devredildiği, öncelikle davacının alt lisans sözleşmesiyle ... markasını kullanma hakkını edinmesi hukuken mümkün olamadığı, bunun sonucunda davacının, ... markasının kullanım yetkisini edinemediği, sözleşmenin 6. maddesinde yer alan bu hükmün davacı şirkete kendi adına yeni marka tescilleri yaptırma yetkisi vermemesi karşısında, davacının kendi adına marka tesciline yönelmesinin mümkün olmadığı, redde mesnet alınan markanın asıl ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, zira ilk bakışta göze bu ibarenin çarptığı, davacının başvurusunun da "... " ibareli olduğu, başvuru konusu işarette "..." ibaresinin asıl ve ayırt edici unsur olduğu, redde mesnet marka ile başvuru konusu işaretin aynı veya benzer sescil ve görsel etkiyi bıraktıkları, ayrıca davacının önceki marka tescillerine dayanarak seri marka oluşturmak için son başvuruyu gerçekleştirdiğinin söylenemeyeceği gerekçesi ile YİDK kararın iptali ve tescil istemine dair davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy