MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2014 tarih ve 2013/88-2014/68 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkili şirketin ticaret unvanının ... & ... biçiminde olduğunu, 1974 yılında ...'da kurulup tekstil, ev dekorasyonu ve ev tekstili ürünleriyle ilgili sektörde ticari faaliyette bulunduğunu, ... ve ... ibareli markalarının tüm Avrupa Birliği ülkelerini içerecek biçimde OHIM'de ve birtakım ülkelerde tescilli olduğunu, markasının anılan ülkelerde yoğun ve yaygın biçimde kullanılmakta olduğunu, markasının Türkiye'de tescilli olmağını, ancak markasının Türkiye'de de kullandığını, ... & ... unvanlı şirketin müvekkili şirketin komandite ortağı olduğunu, ... markasını taşıyan malları bu ortağı vasıtasıyla davalı şirkete de gönderdiğini, aralarında bu şekilde ticari ilişki doğduğunu, davalının müvekkili unvan ve markasından haberdar olduğunu, davalının 16.08.2010 tarihinde kötüniyetli biçimde müvekkilinin ticaret unvanı ve markası olan işareti sadece sözcük olarak değil, düzenleme ve tertip biçimi itibariyle birebir aynısı olarak müvekkilinin kullandığı sektörü içerecek şekilde 24.sınıf ürünler için tescili istemiyle marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın reddedildiğini ileri sürerek 556 sayılı KHK’nın 8/b, 8/3, 8/5, TTK 54 ve TMK’nın 2.maddeleri uyarınca itirazlarının reddine dair YİDK'nın 2013/M-724 sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili; yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olmadığını, zira ülkesellik ve tescilde öncelik ilkeleri uyarınca davacının yurtdışı tescillerinin Türkiye'de korunmayacağını, davacı markasının tanınmış marka olduğunun ispat olunamadığını, davalının kötüniyetli hareket ettiğini gösteren delil bulunmadığını, markanın Türkiye'de kullanıldığı gösteren belgelerin yeterli bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne uygun teblgat yapılmış ancak davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı markasının tanınmış marka olduğu, yabancı ülkede tescilli olan markanın tanınmışlık seviyesine ulaşmış ise Türkiye’de tescilli olmasa bile, üçüncü bir kişi tarafından aynı mallarda mutlak olarak veya farklı mallar için de TRIPS’ in 16 ve 556 sayılı KHK’ nin 8/4. maddeleri uyarınca tescil edilemeyeceği, davalının marka tescilinin, davacının Türkiye’de ve Dünya’da kullanmakta olduğu marka ile aynı sözcük, yazım sitili, grafik konfigürasyonu, şekli ve logosunu taşıdığı, davacının Türkiye’de tescilsiz kullandığı işaret ve mallar ile davalının markası ve kapsamındaki malların aynı türden olduğu, davalı eyleminin davacı aleyhine haksız rekabet yarattığı ve 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi hükmüne aykırılık teşkil ettiği, davacının ticaret unvanının ayırıcı unsuru ... ibaresinden oluştuğu, davalının başvurusunun konusu olan işarette de asıl ve ayırt edici unsur ... ibaresinin yer aldığı, 24.sınıf ürünlerden yararlanacak ortalama alıcı kitlesini karışıklığa düşürebilecek derecede benzer oldukları, davalının, davacıya ait markayı, onun kullandığı ürünlerle aynı sınıfta yer alan mallar için, hem de onun kullanım biçimini aynen içerecek şekilde, haklı bir nedeni olmaksızın, adına marka olarak tescil ettirmesinin, kötüniyetli bir girişim olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2013/M-724 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi bakımından iptaline, davalı adına tescilli 16.08.2010 gün ve 2010/45388 sayılı markanın hükümsüzlüğüyle sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.