Taraflar arasında görülen davada verilen 04.10.2013 tarih ve 2013/303-2013/605 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafından verilen 08.04.2010 tarih ve 23 O 1890/09 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa uyarınca diplomatik yolla tebliğ ettirdiğine dair belgeleri ibraz etmediğinden, maddesi de belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Her ne kadar, mahkemenin kabulünün aksine tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının aracılığı ile diplomatik yolla tebliğine ilişkin belgelerin ibraz edilmiş olduğu anlaşılmakta ise de, dosya kapsamına göre yabancı mahkeme ilamının öncelikle adi posta yoluyla davalı şirkete tebliğe çalışıldığı, davacı tarafın talebi üzerine sonradan diplomatik yolla davalı vekiline tebliğ edildiği, davalının racılığı ile uygun olarak yapılan bu tebligat sonrasında karara süresinde yaptığı temyiz itirazının üst mahkemece kararın öncesinde doğrudan posta yoluyla yapılan tebligatla kesinleştiği belirtilmek suretiyle süre yönünden reddine karar verilmiştir. Bu durumda, tenfize konu kararın doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi davalının savunma hakkını kısıtladığı gibi, esasen 54/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı da olduğu, kaldı ki; 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceğinden 1086 Sayılı HUMK'nın 436/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru görülen kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy