MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.12.2013 tarih ve 2012/344-2013/307 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkil şirketin nakliye işiyle iştigal ettiğini, takip borçlusu davalı şirketin bir kısım gıda maddelerinin taşınması ile ilgili hizmet sağlama görevini ifa etmeyi üstlendiğini, edim yükümlülüğünün ifa edildiğini, gerçekleşen hizmet karşılığı neticesinde müvekkil şirket tarafından davalı takip borçlusuna fatura kesildiğini ancak hizmet bedelinin müvekkil şirkete ödemediğini, davaya konu faturalar 31.08.2010 ve 11.10.2010 tarihli fatura alacağına ilişkin olup, takibin ödenmeyen bakiye borcuna ilişkin olduğunu, takip borçlusu tarafından ihtarname keşide edilmek sureti ile cari hesapta hiçbir borcun olmadığının bildirildiği ancak mutabakata herhangi bir itirazda bulunmadığının iddia edildiğini, takip borçlusu tarafından gönderilen ihtarname ve içeriği müvekkil şirket tarafından kabul edilmemekle birlikte davacının mutabakat olarak bahsettiği herhangi bir belge tarafımıza tebliğ edilmediğini, davalının, takip konusu borca ve fer'ilerine itiraz etmesi haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, ilamsız icra takibinin 4.159,20 TL tutarındaki asıl alacak üzerinden devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaleti davalıya yükletilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkil davalı şirket davacının yaptığı taşımalara ilişkin kendisine tebliğ edilen tüm fatura bedellerini ödediğini, müvekkil davalı şirket tarafından davalıya, dava konusu edilen faturaların dönemi olan 2010 yılı sonunda noter aracılığıyla ihtarname ve ekinde cari hesap dökümü gönderilerek 2010 yılı sonu itibariyle kendilerine hiçbir borcunun bulunmadığını, bu yönde hesap mutabakatına varılmak istendiği, herhangi bir hukuki sorumluluğu olmadığını bildirmiş ancak, hesap mutabakatı için dönüş olmadığı gibi, ihtarnameye de herhangi bir cevap verilmediğini, davacı şirket yanıtsız bıraktığı bu ihtarnamenin üzerinden on beş ay geçtikten sonra müvekkil aleyhine haksız bir icra takibi başlattığını, davacının yanlış ve dayanaksız olarak müvekkil davalıya kestiği faturalara karşılık müvekkil davalının kestiği iade faturaların davacı tarafından dikkate alınmayarak, bilinçli ve kötü niyetli bir şekilde işlem yapıldığını savunarak davacının haksız davasının reddini, kötü niyetli başlattıkları icra takibi sebebiyle % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkiş raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf defter ve kayıtlarının birbirini teyit ettiği, ancak davalının yıl sonu mutabakatı ile hesaplayarak ihtarnamede belirtmek üzere gönderdiği niza konusu iade faturanın hizmet faturası fiyat farkı nedeniyle oluşturulduğu, tebliğ edildiği ancak davacı tarafından yasa hükümleri doğrultusunda itiraza uğramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy