MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/05/2011 tarih ve 2010/136-2011/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 15.620 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ilk kez 1968 yılında ... Dershanesi adı altında eğitim kurumu açan müvekkilinin “... Merkezi” isimli 16. ve 41. sınıflar yönünden başvurduğu marka tescil talebinin KHK’nın 7/1-c maddesi kapsamında bazı ürün/hizmet grupları bakımından reddedildiğini, oysa müvekkilinin anılan ibareyi yoğun reklam faaliyetleri eşliğinde çok uzun süredir kullandığını, “... merkezi” ibaresinin kısmen reddedilen sınıflar yönünden karakteristik özellik taşımadığını, markasının müvekkilinin kullanımından önce herhangi bir kullanımı bulunmadığını ve ayrım gücüne sahip bir marka olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2010-M-1903 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu “... Merkezi” ibareli markasının tüketiciler nezdinde marka yerine hizmetin öne çıkan bir özelliği olarak algılanacağını, davacı tarafın ayırt edicilik iddiasının kabul edilemeyeceğini, kullanım yoluyla ayırt ediciliğin yalnızca markanın kullanımı ile değil aynı zamanda kullanım sonucu yüksek bilinirlik düzeyine erişmesiyle mümkün olabileceğini, başvuru sahibinin sunduğu belgelerin iş bu iddiasını ispatlamaya yetmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait “... MERKEZİ” ibareli başvurunun başvurudan çıkarılan tüm ürün ve hizmetler yönünden tescilinde 556 sayılı KHK’nın 7/c bendi anlamında mutlak tescili engeli bulunduğu, YİDK kararının yerinde olduğu, iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy