MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.09.2011 tarih ve 2010/37-2011/197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına 99 014574 numara ile tescilli “...+şekil” markasının tanınmış marka statüsüne alınması talebiyle TPE'ne başvuruda bulunduklarını ancak, başvurunun önce Markalar Dairesi, daha sonra da YİDK tarafından reddedildiğini oysa, markanın ilk olarak 1999 yılında müvekkili adına tescil edildiğini ve müvekkilinin “...” ibaresini münhasır olarak veya yanında ekle taşıyan marka tescil belgeleri ile özellikle havlu, bornoz, ev tekstili, banyo ürünlerine yönelik ... içi ve ... dışı satış, dağıtım ve pazarlama faaliyetinde bulunduğunu, Madrid Protokolü kapsamında ve bireysel olarak uluslararası marka tescil başvurusunda da bulunduğunu ve tescil aldığını, markanın tüketici nazarında bilindiğini, ulusal ve uluslararası dergi ve gazetelerde reklam, haber ve tanıtımlarının sık sık yer aldığını, müvekkilinin markaya ait internet sitesindeki mevcut bilgilerinden marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, süre ve derecesinin de markanın tanınmış olduğunun göstergesi olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK'nin 13.01.2010 tarih, 2010-M-59 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TPE YİDK kararının usul ve yasaya uygun olup, davacı markasının tanınmış marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markasının tanınmış marka olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.