Taraflar arasında görülen davada verilen 16/10/2012 tarih ve 2011/48-2012/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2010 01469 tescil numarası ile kayıtlı endüstriyel tasarım tescilinin müvekkilinin tanınmış markaları ile iltibasa yol açacak şekilde benzerlik gösterdiğini, tasarım başvurusuna itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, davalı tasarımlarının yenilik vasfını haiz olmadığını, müvekkili şirketin 1986 yılından bu yana söz konusu tasarımları kullanmakta olduğunu, bu durumun kötü niyetli bir kullanım olduğunu, davalının bu yöndeki kullanımının haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek, kararının iptali ve davalı adına tescil edilen endüstriyel tasarımların hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili tasarımlarının davacı tasarımları karşısında yeni olduğunu, renkler ve cins belirten kelimelerin kimsenin inhisarında olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 1 numaralı tasarımın davacıya ait ürün tasarımlarından ve markasından salt tasarım hukuku yönünden yapılan karşılaştırmada farklılaşmış olduğu, ancak davacıya ait markasının markanın Yargıtay kararları ile kabul edilmiş koruma sınırları içerisinde kalacak şekilde büyük puntolarla tasarım içerisinde ön plana çıkarılarak kullanımının 556 sayılı KHK’ nın 61. ve 9. maddesine göre davacıya ait markasına tecavüz olarak değerlendirileceği, davalının tasarım konusu kullanımının, kendisine ait markanın kapsamını aşan ve davacı markasının sınırlarına müdahale eden haksız rekabet yaratacak mahiyette bir kullanım olduğu, 2010/01469 1 numaralı tasarım tescilinin hükümsüzlük şartlarının oluştuğu,
dava konusu 2 numaralı tasarımda, davacının marka tescilinde yer alan sözcüğünü kullandığı, fakat bu sözcüğün vasıf bildirici niteliği sebebiyle dava konusu tasarımdaki kullanımının davacının marka hakkına tecavüz eden ve haksız rekabete yol açan bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu tasarımın, davacıya ait ürün tasarımlarından ve markasından, salt tasarım hukuku yönünden yapılan karşılaştırmada farklılaşmış olduğu, davalı tasarımının davacı ürün ambalajları karşısında yeni ve ayırt edici olacağı, bu nedenle 2 numaralı tasarım yönünden hükümsüzlük koşullarının meydana gelmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,nın 14/01/2011 tarih 2011/T-26 sayılı kararının 2010/01469-1 sayılı tasarım yönünden iptaline, davalı şirket adına tescilli 2010/01469-1 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalılardan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.