MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/09/2010 tarih ve 2008/228-2010/233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ''...'' ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 2006/53322 numaralı ''...'' ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın nihai olarak reddedildiğini, davalı marka başvurusunun müvekkili markaları ile karışıklığa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu belirterek YİDK kararının iptaline, davalı adına yapılan tescilinin hükümsüzlüğüne, ''...'' markasının tanınmış marka olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, tarafların farklı sektörde faaliyet gösterdiğini, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları benzer olmakla birlikte kapsadıkları mal ve hizmetlerin farklı olduğu, 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b maddelerindeki şartlarının oluşmadığı, ancak davacı ''...'' markasının tanınmış marka olduğu, KHK'nın 8/4. maddesi kapsamında davalının markasının farklı mal/hizmetlerde tescil edilmesi halinde dahi davacının markasından haksız yarar sağlayacağı, onun itibarına zarar verebileceği ve markanın ayırt edici karakterini zedeleyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı TPE'den temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy