MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.11.2012 tarih ve 2011/153-2012/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2008/27314 sayı ile "..." markasının 29, 30 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için başvuru yaptığını, davalı şirketin itirazı üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca "..." esas unsurlu davalı markaları mesnet gösterilerek başvurudan 29 ve 30. sınıfların çıkarıldığını, ancak müvekkilinin de ... firması kadar tanındığını, davalının müvekkilinin aksine beyaz peynir sektöründe bulunmadığını, ürün gruplarının farklı olduğunu, "..." kelimesinin nitelik belirttiğini ileri sürerek TPE YİDK'nun 2011-M-1747 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, başvuru konusu marka ile redde mesnet markaların benzer olduğunu, iltibas tehlikesinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, "..." markasının 1996 yılından beri müvekkilince kullanılarak maruf ve meşhur hale getirildiğini, davacı markasının müvekkili markalarından hiç bir ayırdediciliğinin bulunmadığını, müvekkilinin tanınmışlığından fayda sağlanacağını, iltibas tehlikesinin meydana geldiğini, davacının aynı ibareli birçok marka başvurusu yaptığını, bu kötü niyetli başvurularla ilgili davacı aleyhine mahkeme kararlarının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda "..." ibaresinin vasıf bildirmediği, başvuruya konu marka ile davalı markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğu, karıştırılma ihtimalinin doğacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.