MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/01/2014 tarih ve 2010/189-2014/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 19.292 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1997/001105 numaralı ''...+şekil'' ibareli markayı 13.12.2000 tarihinde tescil ettirdiğini, ancak söz konusu markanın süresinin dolmasının ardından yenilenmeme sebebiyle sicilden terkin edildiğini, ardından müvekkilinin aynı ibarenin tescili için yaptığı başvuruya davalı şirketin itiraz ettiğini, TPE YİDK tarafından itiraz üzerine tescil başvurusunun reddedildiğini, başvuru konusu marka üzerinde müvekkilinin öncelik hakkının bulunduğunu, itiraza konu marka ile müvekkilinin başvuru konusu markasının birbirine benzemediğini, işaretler arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını ileri sürerek, dava konusu TPE YİDK kararının iptalini ve başvurunun tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacı şirketin tescilli marka hakkının yenilenmeme sebebiyle hükümden düştüğü, bundan dolayı davacının artık bu ibare üzerinde hak iddia edemeyeceği, müvekkilinin esas markası olan ''...'' ibaresi ile özdeşleşen şeklin de yer aldığı markaların ve işaretin Türkiye’de de uzun süreden beri 25. sınıftaki ürünler bakımından tanınır ve bilinir olduğunu, davalı başvurusunda yer alan ''...'' ibaresinin ayırt edici nitelikte olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının marka başvurusu ile davalı markası arasında 556 Sayılı KHK’nın 8/I-b hükmü çerçevesinde benzerlik olduğu,davacının marka başvurusu ile davalı işaretin tescil edildiği mal ve hizmetlerin aynı/benzer olduğu, davacı başvurusu ve önceki markası ile davalı markalarının aynı sektörde uzun süreli ve eş zamanlı birlikte var olmadıkları, davacının daha önce tescilli markasına dayanarak müktesep hak iddiasında bulunamayacağı, davalı şirketin davacının önceki tescilli markasına itiraz etmemesinin veya hükümsüzlük davası açmamasının sessiz kalma sebebiyle hak kaybına yol açmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy