MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/07/2011 tarih ve 2010/15-2011/281 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2007/64161 sayılı marka başvurusu ile "...+şekil" ibaresini marka olarak tescil talebinde bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazın TPE YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa tescili istenen markanın müvekkili markasıyla birebir aynı olduğunu, “...+şekil" ibaresinin tescili halinde müvekkiline ait tanınmış "..." ibareli marka ile karışıklığa yol açacağını ileri sürerek, TPE YİDK’nin 17.11.2009 tarih ve 2009-M-5295 sayılı kararın iptalini, başvurunun marka olarak tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin "..." markası üzerinde öncelikli ve üstün hakkı bulunduğunu, davacının kötü niyetli olarak marka yayınına itiraz ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu marka ve redde mesnet markaların emtia yönünden aynı/benzer olduğu, davalı başvurusu ile davacıya ait markaların işaret olarak birbirine benzediği, davalının marka başvurusunda iyi niyetli olmadığı, gerek yazım tarzı gerek taşıdığı şekil itibariyle orta düzeydeki tüketiciler açısından davacıya ait tanınmış marka ile karıştırılabilecek (iltibas yaratacak) bir markanın tescil edilmesine izin vermenin markanın ayırt edicilik ve köken bildirme işlevine aykırı olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy