MAHKEMESİ : ... 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.11.2013 tarih ve 2012/25-2013/254 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı TPE vekili ve katılma yoluyla davalı ... Derneği vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı derneğin 2009/03637 sayılı "...+Şekil"; 2009/03638 sayılı "..."; 2009/03839 sayılı "..." marka başvurularının bulunduğunu, müvekkilinin bu başvurulara yaptığı itirazın TPE YİDK'nin kararları ile nihai olarak reddedildiğini, 2009/03637 sayılı başvurudaki şeklin olimpiyat meşalesine ayırdedilemeyecek derecede benzediğini, oyunların en önemli sembolü olan olimpiyat meşalesinin Avrupa Birliği markası olarak tüm birlik ülkelerinde tescil edildiğini, "..." ibareli işaretin dünyada hemen herkes tarafından bilinen müvekkiline ait "...", "...", "...", "..." markaları ile karışıklığa sebep olacağı gibi, müvekkilininin dava konusu marka ile arasında ilişki kurulmasına sebep vereceğini, "..." teriminin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tescilli olduğunu, davalının bu ad altında müsabaka düzenlemesinin kaçınılmaz olarak müvekkili ile bağlantısının düşünüleceğini, işaretteki insan figürünün tüm dünyada sporcu olarak bilindiğini, dava konusu 2009/03637 numaralı markanın müvekkili markalarının tanınmışlığından ve prestijinden yararlanmak amacıyla kötü niyetli olarak tescil edilmek istendiğini, davalının 2009/03638 sayılı "..." ibareli başvurusunun da "..." ibareli marka ile iltibas oluşturduğunu, 3796 sayılı Kanun'un 17 ve 18. maddeleri uyarınca da başvurunun reddi gerekiğini, "..." ibarelerinin 100 yıla yakın yaygın kullanım, bir çok ülkede geniş mal/hizmetler üzerinde tescil sonucu dünyaca tanınan işaretler haline geldiklerini, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin dünyaca meşhur "...", "..." ve "..." gibi marka ve işaretlerinin benzerlerinin tesciline izin verilmesinin yapıldığı ülkelere/şehirlere milyarlarca dolar kazandıran ve tüm dünyaya tanıtan olimpiyat oyunlarının gelecekte ülkemizde yapılması olasılığını da ortadan kaldıracağını, bu markaların tescilinin fikri haklar konusunda ülkenin imajını zedeleyeceğini, kötü niyetli başvurunun KHK'nın 35/1 maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini ileri sürerek davalı TPE YİDK'nin 2011-M-4189, 2011-M-4190, 2011-M-4191 sayılı kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, 556 sayılı KHK'de tanınmış markanın başka mal ve hizmetlerde kullanılabilmesinin önlenebilmesi için tanınmış markanın farklı mal ve hizmetlerde kullanılması sonucu haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ya da markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarından birisinin varlığının gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğu iddiasının dikkate alınabilmesi için somut olarak delillendirilmesi gerektiğini, müvekkili kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Uluslararası ... Derneği vekili, 2009/03637 sayılı markadaki şekillerin olimpiyat halkası değil konuşma baloncukları olduğunu, organizasyonun 9 yıldır yapıldığını, davalının bu olimpiyat adı altında yapılan organizasyona şimdiye kadar hiçbir itirazının olmadığını, bu itibarla kullanıma rıza göstererek sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, halkın bu ibarelerin spor müsabakası ile ilgisinin bulunmadığını bildiğini, markalardaki esas unsurun "TÜRK DİLİ" ve "TÜRKÇE" ibarelerinin olduğunu, "Olimpiyatları" ibaresinin ise tali unsur olarak kullanıldığını, "Olimpiyat" ibaresinin bir başka ayırtedici unsur bulunması şartıyla yarışma anlamına gelecek şekilde niteleyici olarak kullanılması halinde markasal niteliğinin olmayacağı, jenerik hale geldiğini, ulusal ve uluslararası platformda sık kullanııldığını, bu ibareyi taşıyan bir çeşitli markaların bulunduğunu, bir çok etkinliğin olimpiyat adı altında düzenlendiğini, dava konusu markalarda da bu ibarenin tanımlayıcı nitelikte kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 2009/03637 sayılı marka yönünden; marka içerisinde yer alan şekil unsurunun, davacı taraf adına tescilli çok tanınmış unsurlu markada yer alan olimpiyat halkalarıyla oldukça benzerlik arz ettiği, zira başvuru markasında da aynı şekilde 5 adet dairesel görünümün bulunduğu, her iki markanın mavi, sarı, siyah, yeşil ve kırmızı renklerden oluştuğu, renklerin dahi aynı dizildiği, renklerin bir meşaleden çıktığı, ayrıca yarışan adam figürünün bulunduğu, olimpiyat meşalesi ve spor yarışmalarının davacı markalarının ve faaliyet alanının ana teması kapsamında kaldığı, bütün bu şekil unsurlarının bir de “Olimpiyat” ibaresiyle birleşmesinin, yüksek oranda davacının tanınmış markalarını çağrıştırdığı, markaların tescil kapsamlarının da aynı tür mal ve hizmetleri kapsadığı, bu haliyle markanın tescil olunmasının 556 sayılı KHK’nın 8/1 (b) maddesi uyarınca markaların karıştırılması ihtimaline yol açacağı, ayrıca aynı KHK'nın 8/4 maddesi uyarınca, davalı tarafa tanınmışlıktan haksız yarar sağlama imkanı doğurabileceği, davalı tarafın bu işareti geçmiş faaliyetlerinde sıklıkla ve farklı bir marka algısıyla kullanımından söz edilemeyeceği, markada yer alan “Ulusal Türk Dili Olimpiyatları” ibaresinin markayı farklı kılmaya yetmeyeceği, 2009/03638, 2009/03639 sayılı markalar yönünden; “Olimpiyat” ibaresinin, “yarışma” anlamında kullanıldığı, yaklaşık 10 yıldır kesintisiz ve yoğun bir şekilde kullanılan “Uluslararası Türk Dili Olimpiyatları” ve “Uluslararası Türkçe Olimpiyatları” ibarelerinde yer alan “Olimpiyat” ibaresini, ortalama tüketici kitlesinin “yarışma” olarak algılayacağı, davacının faaliyet sahasının sportif alanlara ilişkin, davalı dernek adına tescil edilen markaların ise “kültür, eğlence vs.” alanlarına ilişkin olması nedeniyle, ticaret unvanının KHK’nın 8/5 maddesi uyarınca davacıya hak sağlamayacağı, davacının, davalı markası tescil kapsamı mal ve hizmetler yönünden önceye dayalı herhangi bir faaliyetinin ve markasal kullanımının da bulunmaması nedeniyle KHK’nın 8/3 maddesine dayalı hakkın ileri sürülemeyeceği, markaların kötü niyetle tescil ettirildiğine dair hiçbir somut delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 2009/3637 sayılı marka başvurusu yönünden başvuruya itirazın reddine dair 2011–M–4191 sayılı YİDK kararının iptaline ve anılan markanın hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemlerin ve sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı TPE vekili ve katılma yoluyla davalı dernek vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili, davalı TPE vekili ve katılma yoluyla davalı dernek vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili, davalı TPE vekili ve katılma yoluyla davalı dernek vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı ve davalı TPE'den temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı davalı ... Derneği'nden alınmasına, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy