MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/03/2014 tarih ve 2014/67-2014/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların %50'şer hisse oranı ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları olduğunu, şirketin temsil ve ilzamı için her iki ortağın müşterek imzasının bulunması kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalı tarafça 2010 yılı Ekim ayı başından itibaren şirket alacaklılarından para tahsilatları yapılıp, çekler alınarak tahsil edilen paraların şirket hesabına yansıtılmadığını, ayrıca şirket merkezindeki demirbaşlar ile şirkete ait tüm evrak ve faturaların kendisine ait yerlere nakledildiğini ileri sürerek davalının temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılarak tek başına kullanılmak üzere müvekkiline verilmesini, bu talebin kabul edilmemesi halinde şirkete bir yönetim kayyımı tayin edilmesini, davalı tarafça götürülen şirket demirbaş ve evrakının davalıdan temin edilerek şirkete iadesini veya yeddiemin olarak müvekkiline teslimini, çekler üzerine tedbir konularak çeklerin mahkeme kasasına alınmasını, bu talebin kabul edilmemesi halinde çeklerin ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların ortaklığın ilk dönemlerinden itibaren ayrı ayrı tahsilatlar yaptığını, dava konusu çeklerin davacı tarafın bilgisi dahilinde müvekkilince tahsil edildiğini, götürüldüğünü iddia edilen malzemelerin müvekkiline ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ve davacının ortak oldukları ... Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları olduğu, şirketin temsil ve ilzamını her iki ortağın müşterek imzası ile yapılacağının kararlaştırıldığı, buna rağmen tarafların münferit imzalar ile ödeme ve tahsilatlarda bulundukları, bu şekilde müşterek imza ile ilzam taahhüdünün iki tarafça ihlal edildiği, şirket defterinin davacı yedinde bulunduğu, bilirkişi raporuna göre davalı tarafından yapılan işlemlerin defterlere intikalinin sağlanamadığı bu durum itibariyle de davacı tarafta şirket ortaklığının gerektirdiği, basiretli şekilde hareket etmediği şirket adına yapılan işlemlerde davalıya tek başına olumsuz sorumlulukların yüklenemeyeceği ve davalının imza yetkisinin ve buna bağlı olarak temsil yetkisinin kaldırılması mümkün görülmediği, ayrıca şirket ortaklarının birbirleri ile olan ilişkilerindeki olumsuz durum dikkate alındığında kayyumun çalışmasına kendi talepleri doğrultusunda müdahale etme durumunun olabileceği ve tedbiren tayin edilen kayyumun da işi kabul etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy