MAHKEMESİ : ... 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.032014 tarih ve 2013/130-2014/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; ... ve ...'in akraba olup yarı hisse ile müvekkil şirketi kurduklarını, ... rahatsızlandıktan sonra işleri diğer ortağın yürüttüğünü, müvekkiline ait "..." ibareli markanın bulunduğunu, şirket ortağı ...'in, bu marka tesciline rağmen ...'den izinsiz olarak ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti'ni kurup bu markayla iltibas yaratacak şekilde "... Ticaret" ibareli markayı kendi adına tescil ettirdiğini ve daha sonra kötü niyetli olarak şirkete ait markayı da üçüncü kişiye devrettiğini ileri sürerek iddia ile davalı adına tescilli 2011/61656 no'lu "... Ticaret" markasının iptalini, 20.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; tarafların iştigal alanlarının birbirinden farklı olduğunu, her iki tarafa ait markalar arasında iltibasa yol açacak bir benzerlik bulunmadığını, piyasadaki müşterilerin markaları ayırt edebildiğini, markaların şirketlerle değil ortaklar ile özleştiğini, tazminat talebinin usule aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının 36. ve 39. sınıf emtialar yönünden kısmen aynı kısmen benzer olduğu, tüketiciler nezdinde bu durumun iltibas yaratacağı fakat tescilli markanın kullanımı markaya tecavüz teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2011/61656 no'lu markanın hükümsüzlüğüne ve TPE sicilinden terkinine, koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili temyiz dilekçesini gerekçeli kararın kendisine tebliği tarihi olan 11.04.2014 tarihinden sonra süresi içinde sunmadığı gibi, katılma yoluyla temyiz dilekçesini de davalının temyiz dilekçesinin kendisine tebliği tarihi olan 12.05.2014 tarihinden sonra yasal 10 günlük süre içinde de sunmadığı, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay da bu konuda bir karar verebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süreden reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, taraflardan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy