Taraflar arasında görülen davada e verilen 26/02/2013 gün ve 2011/279-2013/24 sayılı kararı onayan Daire’nin 22.01.2014 gün ve 2013/9078-2014/1305 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ibareli ve markalarının ve markalı ürünlerin ambalajına ilişkin tasarımının bulunduğunu, markasının tanınmış olduğuna dair kararının olduğunu, davalının, davacının ibareli markaları ve tasarımı ile renk, şekil, sözcük, yazı biçimi bakımlarından, diğer markası yönünden de ibaresi bakımından ayırt edilmeyecek derecede benzer olan markayı kendi adına benzer hizmet sınıfında tescil ettirdiğini, markalar arasında iltibas riskinin bulunduğunu, davalının, müvekkiline ait markanın tanınmışlığından yararlanmış olacağını, markanın ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, davalıya ait marka tescilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğü ile marka ve tasarım hakkına tecavüzü tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne, hükümsüz kılınıncaya kadar tescile dayalı kullanım, tecavüz teşkil etmeyeceğinden davacının marka ve tasarım hakkına tecavüzün tespiti talebinin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenmiş ise de uyuşmazlığın HUMK'nun 438/1.maddesinde belirtilen davalardan olmadığı gibi anılan maddenin 3.fıkrası uyarınca da duruşma yapılmasına gerek görülmemiş bulunmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 19.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy