Taraflar arasında görülen davada verilen 16/05/2013 gün ve 2011/268-2013/172 sayılı kararı onayan Daire’nin 10.02.2014 gün ve 2013/13156-2014/2160 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketinadresinde mukim ithalatçı firmaya davalı şirket aracılığı ile 54 adet yün dokuması halı ihraç ettiğini, ihracatın, vesaik mukabili bir ihracat olduğunu, ancak davalının vesaik mukabili ihracat kurallarına aykırı olarak malları gümrüğe götüreceğine, doğrudan doğruya ithalatçı firmaya 22.03.2010 tarihinde teslim ettiğini, davalının aylarca malları getirmeyerek müvekkilini oyaladığını, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibinin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile % 40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayda kanun ile belirlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin sözleşmeye uygun bir şekilde emtianın taşımasını gerçekleştirdiğini, herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin davacı tarafından yurt dışına ihraç edilen el dokuması halıların karayolu ile uluslararası nakliyesini üstlendiği, tanzim olunan satış faturasına göre ödeme şeklinin vesaik mukabili olduğunun kararlaştırıldığı, davacının, davalı taşıyıcının vesaik mukabili olarak gerçekleşen satışta taşımaya konu halı emtialarını gümrüğe teslim etmesi gerekir iken, alıcıya teslim ettiği ve yurt dışındaki alıcı firmanın fatura bedelini ödemediği için davacının zararının oluştuğu, taşıyanın bu davranışının kast veya kasta eş değer kusur olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalının sınırlı sorumluluk esasından yararlanamayacağı, gerekçesiyle davalının icra takibine vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 46.666,62 TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, alacağın miktarı yargılama sonucu belirlendiğinden davacının icra inkar tazminat talebinin reddine dair verilen karar davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10/02/2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy