MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2014 tarih ve 2011/422-2014/29 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirket yönetim kurulunun hukuka ve ana sözleşmeye aykırı eylemleri sonucu dağıtılan ve ödenen kar paylarının hakikata uymadığını düşündüğünü, davalı şirkete ihtarname ile şirket kayıt, hesap ve defterlerinin incelenmesi için izin verilmesi talebiyle ihtarname gönderildiğini, şirketin ise cevabı ihtarnamesinde bu hakkımızı mahkeme yoluyla kullanmamızı ifade etmesi nedeniyle dava açmak gerekliliği doğduğunu ileri sürerek davalı şirket yönetim kurulunun hukuka ve ana sözleşmeye aykırı eylemleri sonucu dağıtılan ve ödenen kar paylarının hakikata uymadığının tespiti ile bu işlemleri yapan yönetim kurulu üyelerinin tespit edilerek bu kişilerin şahsi sorumluluğuna başvurulara, zararın giderilmesine, şimdilik 2.000 TL zararın tahsilini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının taleplerini şirket denetçilerine yönlendirmesi gerektiği, davacının genel kurul toplantısına katılarak bilgi edinme hakkını kullanmadığı, davacının yönetim kuruluna müracaatla azlık hakkını da kullanmadığı, yönetim kuruluna başvurduğunda talebi reddedildiği takdirde şirket murakıplarına müracaatla genel kurulu toplantıya çağrılmasını isteme hakkı bulunduğu halde bu hakkınıda kullanmadığı, şirket tüzel kişiliğinin davacıya bilgi verme yükümlüğünün bulunmadığı, şirket tüzel kişiliğinin zarardan sorumlu olmadığı, iddiası ile davanın reddine; ayrıca davacının hukuka uygun hareket etmeyerek şirket sırlarını kullanarak kendi kurduğu şirket aracılığıyla haksız rekabete girmesi sebebiyle davalı şirketin uğradığı zarar ile davacının talebi olan zararın takasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının iddialarını ispatlamak için sunduğu belgelerin satışı yada davalı şirkete komisyon bedeli ödendiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, sunulan belgelerde apostil şerhi olmadığı, davalı şirket kayıtlarında iddia edilen satış ve komisyon bedellerinin yer almadığı ve şirket kayıtlarınnda hukuka aykırılığa rastlanmadığı şeklindeki bilirkişi raporu esas alınarak davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 28.05.2010 tarihli genel kurulda gündemin 3. maddesindeki bilanço kar zarar hesaplarının müzakereye açılmış ve oybirliğiyle onanmasına karar verilmiş olmasına, davacının bu genel kurula katılmadığı gibi genel kurul kararının iptali için de süresinde açılan bir dava bulunmamasına, dolayısıyla bilançoda öngörülen kar tutarlarının keşinleşmiş olmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.