MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/04/2012 tarih ve 2011/530-2012/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin % 25 sermaye payı oranında hissedarı olduğunu, diğer ortakların kendisine haber vermeden 27/09/2010 tarihinde genel kurul toplantısı yaptıklarını Ticaret Sicil Memurluğu'ndan öğrendiğini, oysa ki nama yazılı hisse sahiplerine genel kurul toplantısının iadeli taahhütlü olarak yazılı bildirilmesi gerektiğini, bu çağrının yapılmadığını, bu hususta kötü niyetli davrandıklarını toplantıdan haberi olmadığı için yasal haklarını kullanamadığını ileri sürerek 27/09/2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının dava dilekçesinde göstermiş olduğu adrese iadeli taahhütlü mektup ile genel kurul tarihi ve gündemin gönderildiğini, ancak 24/09/2010 tarihinde bekleme müddetinin bitmesi nedeni ile iade geldiğini, ayrıca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve ... Gazetesi'nde gerekli ilanların yapıldığını, yasanın andığı şartlara uyulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının genel kurulda alınan kararların iptalini istediği, ancak kanuna yada iyiniyet kurallarına aykırı kararlar alındığını iddia etmediği, her ne kadar çağrının usulüne uygun yapılmadığını söylemiş ise de yapılan çağrının usulüne uygun iadeli taahhütlü mektupla ve ilan yoluyla yapıldığı, çağrı usulsüz sayılsa bile iptal koşullarının varlığının ispatlanmadığı, ayrıca genel kurulda kararların oybirliğiyle alındığı ve davacının toplantıya katılsa bile oy miktarının sonuca etki edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy