MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2014 tarih ve 2010/48-2014/146 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın dava dışı ... A.Ş. lehine davalıya hitaben 6.975.000 USD bedelli kesin teminat mektubu verdiğini, davalı tarafından teminat mektubunun lehtarı dava dışı şirketin ...'ya olan borcu ile gecikme zammı borçları ile ücretlerden kesilen vergilerin yatırılmamasından kaynaklanan vergi borçlarının ödenmesi amacıyla davacı bankadan mektup bedelinin talep edildiğini, müvekkili bankaca tazmin talebine istinaden tazmin talebine konu olan hususların belgelendirilememesi nedeniyle usulüne uygun olmayan tazmin talebinin yerine getirilemeyeceğinin bildirildiğini, ancak davalının bir belge eklemeden dava dışı şirketin ihaleden kaynaklanan vergi borcu miktarının 12.11.2008 tarihi itibariyle 21.678.501,25 TL, ... borcunun ise 11.11.2008 tarihi itibariyle toplam 13.751.600,22 TL olduğunu bildirdiğini ve takip yaptığını, bu takip üzerine müvekkilinin 11.547.963,79 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek şimdilik 10.000 TL'nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15/07/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 11.547.963,79 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, banka teminat mektuplarının hukuki niteliği itibariyle teminatı amaçlayan garanti sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, teminat mektubu ile bir şahsın bir sözleşmeye bağlanmış vecibeleri yerine getirmemesi nedeniyle teminatı alan şahıs için doğacak tehlikelerin kısmen veya tamamen garanti altına alındığı, banka teminat mektubunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir riski garanti ettiği, bankanın teminat mektubu ile ilk yazılı talepte derhal ve gecikmeksizin ödeme taahhüdünde bulunduğu için rizikonun doğup doğmadığını incelemeksizin ödemede bulunacağı, bankanın tazmin taleplerinden ancak kendisine ait defileri ileri sürebileceği, somut olayda muhatabın işlemlerde gecikmesinin onun kötü niyetli olduğunu ve paraya çevirme talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu göstermeyeceği ve somut olaydaki alacakların ve ferilerin banka teminat mektubu kapsamına girdiği, teminat mektubunun paraya çevrilmesi talebinin bir hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.