MAHKEMESİ : ... ... 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/10/2013 tarih ve 2012/79-2013/259 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...'nun kardeş olduğunu, ''...'' markasının müvekkili ile davalı ... ve babaları olan ... hayatta iken ... Ticaret Limited Şirketi'nin de bir aile markası olarak kullanılan ve TPE nezdinde tescilli marka olduğunu, bu markanın özellikle baklava ve tatlı markası olarak ciddi müşteri portföyünü haiz bir marka olduğunu, müvekilli ile davalı arasında babalarının ölümünden sonra çıkan uyuşmazlıklar neticesinde ayrılma kararı aldıklarını, beraber yarattıkları markanın kullanımı konusunda haklarını mahfuz tuttukları ve bu konuda bir protokol yapıldığını, protokol ile mezkur şirket kimde kalırsa kalsın, bu markanın ancak ek isim ilave edilerek kullanılabileceğini, müvekilinin şirket hisselerini devrettiğini, davalının yapılan protokole aykırı olarak markaya ek isim koymadan kullanmaya devam ettiğinini, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, ... markasının mezkur protokole aykırı olarak kullanan davalının bu aykırılığının men'i ile ek isim ilave edilerek protokole uygun hale getirilmesini ve tarafların ek isim ilave ederek kullanmasını, markanın tarafların çocukları tarafından da ancak isim ilave edilerek kullanılabilme husunun tescil ve hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu markanın 556 sayılı KHK ve TTK hükümleri uyarınca korunacağı, protokolde markanın ek isim ilave edilerek tabelada kullanılabileceğinin düzenlenlendiği, ancak bunun zorunlu olduğu konusunda bir sözleşme yapılmadığı, davalı şirket ve temsilcisi olan davalı ...'nun sözleşme hükümleri gereğince tescilli markanın davacı tarafından kullanılmasına dair muvafakatname düzenlediği, bu durumda davacının dilerse tescilli markayı tescil edildiği şekli ile kullanabileceği, ayrıca tarafların dava dışı olan çocukları bakımından isim ilave edilerek kullanabilme hususunda karar verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ''...'' markasının davalı şirket adına tescilli bulunmasına ve bu şirket tarafından kullanılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy