MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/09/2013 tarih ve 2011/166-2013/507 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Bağkur emekli sigortalı iştirakçisi Mehmet Kaymaz 07/01/2002 tarihinde vefat ettiği halde vefatından sonraki dönem olan 07/01/2002-31/08/2004 dönemi arasındaki aylıklara hak sahibi olunmamasına rağmen bankamatik kartıyla çekildiği ve kurumun toplam 8.348,87 TL zararı uğradığı, davalı bankaya paranın kim tarafından çekildiği sorulduğu halde ATM'den kimin para çektiğinin tespit edilemediğinin cevabi yazı ile bildirildiği, bunun üzerine yersiz ödenen paranın faiziyle birlikte kuruma ödenmesini istenmesine rağmen ödenmediği, BAĞKUR ile imzalanan 29/11/1989 tarihli protokolün banka tarafından 08/07/1993 tarihinden noter aracılığıyla gönderilen ihtarname ile 01/12/1993 tarihi itibariyle feshedildiği, Bağkur'un hesaplara para göndermeye devam etmesi ve hak sahiplerine ödeme yapılması talimatı verilmesi sebebiyle 01/12/1993 tarihinden itibaren işlemlerin protokolsüz olarak devam ettiğini, 18/07/2003 tarihinde Bağkur ile yeniden protokol imzalandığını, gerek 29/11/1989 gerekse 18/07/2003 tarihli protokollerde kimlik tespiti ile ödeme yapılacağı, ATM kartla ödemelerde ise her yıl asıl hak sahibinin sağ olduğuna dair nüfus idaresinden davalı bankanın nüfus kayıt örneği isteneceğine ilişkin hüküm bulunduğunu, yersiz yapılan ödeme nedeniyle davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek, davacının uğramış olduğu zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 29/11/1989 tarihli protokolün keşide edilen ihtarname ile feshedildiğini, 17/08/2003 tarihli protokolde ise yılda bir defa ekim ayında hak sahibinin sağ olduğuna dair nüfus idaresinden nüfus kayıt örneğinin isteneceği düzenlemesi mevcut olup protokolsüz döneme ilişkin yapılan yersiz ödemenin davalıdan istenemeyeceği, ayrıca 1989 tarihli protokolde ATM kartı verilmesine ait hüküm bulunmadığından bahisle protokol şartlarına uyulmadığı iddiasınında mesnetsiz olduğunu, davacının banka nezdinde açtığı kuruma ait hesaptan bankalarına gönderilen listeler doğrultusunda havale yapılmak suretiyle
hak sahiplerinin hesabına aktarım yapıldığını, Borçlar Kanunun 450. maddesinde düzenlenen havale hükümlerine tabii bulunduğunu, kurumun haklı olabilmesi için kurumca ölüm olayının bankalarına bildirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 29/11/1989 tarihli protokol gönderilen ihtarname ile her ne kadar 01/12/1993 tarihi itibariyle feshedilmiş ise de bu tarihten sonra da mevcut ilişkinin devam ettiği, davalının ATM kartlarını sigortalı hak sahiplerine verdiği, ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığı çekişmesiz olup protokolün feshi nedeniyle davalının sorumluluğunun mevcut olmadığının düşünülemeyeceği gibi sonrasında taraflar arasında akdedilen 18/07/2003 tarihli protokol ile davacının tüm yükümlülüğü bankaya devredemeyeceği, mevcut zarar nedeniyle davacının %60, davalının ise %40 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.339,55 TL ana alacak, 2.441,81 TL faiz olmak üzere 5.781,36 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 296,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy