MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/04/2014 tarih ve 2014/21-2014/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalıların parasını her istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdünde bulunması sebebiyle iki makbuz karşılığında 40.000 DM yatırdığını, 2006 yılında ihtiyacı nedeniyle ödediği parasını şifahi olarak talep eden müvekkilinin her defasında sonraki bir tarihte ödeneceği sözü verilmesine rağmen paranın geri ödenmediğini, davalıların yasal mevzuata aykırı olarak para tahsil ettiklerini ve faaliyetlerini de geçerli bir hisse senedi satımı yapılmış gibi göstermeye çalıştıklarını, davalıların yurtdışında kurulan şirketlerinin para toplamak için kurulduğunu ve tüm paraların Türkiye'deki şirkete aktarılacağı ve iade anında da sorumluluğun esas olarak Holding'de olacağını söyleyerek paravan olarak kurulan ... uzantılı şirkete kaydettiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin hukuki olarak unsurları itibariyle ortaklık değil bir borç yada kredi anlaşması niteliğinde olduğunu, sözleşmenin esaslı unsuru olan paraların istendiğinde iadesi şartının olmadığının müvekkili tarafından bilinseydi sözleşmenin imzalanmayacak olması sebebiyle sözleşmenin geçerli olmadığını her ne kadar müvekkilinden alınan paraların ... adına alınmış olsada şirketin müvekkiline gönderdiği yazıların içeriği, şirketlerin ortakları ve yönetim kurulunun aynı olması, toplanan paraların Türkiye'ye aktarılmış olması ve ... Holding yararına kullanılmış olması dolayısıyla .... ve diğer davalı ...'ün müvekkiline karşı birlikte sorumlu olduklarını, öte yandan ...'ün TTK 336 maddesi gereğince de sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davalılara verilen 40.000 DM karşığılı 44.210,00 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL'lik kısmının ödendiği tarih itibariyle işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, bu doğrultuda müvekkilinin davalı şirketlerle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitini, TTK, SPK, Bankalar Kanunu ve diğer mevzuata aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının dava dışı ...'ye sessiz ortak olduğu ve bu şirkete para verdiğinin iddia edilmesi sebebiyle, davacı ile müvekkilleri arasında hiçbir ticari yada hukuki ilişki veya para alışverişi bulunmadığını, dolayısıyla huzurdaki davanın müvekkillerine yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının para verdiğini iddia ettiği dava dışı şirketin müvekkili şirketten bağımsız tüzel kişiliği olan bir şirket olduğunu, davacının dava dışı ... şirketine vermiş olduğunu iddia ettiği parayı geri alamadığı gerekçesiyle sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca verdiği paranın iadesi için huzurdaki davayı açtığını, BK 66. maddesine göre, sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepler için 1 yıllık zaman aşımı süresinin sözkonusu olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını, sessiz ortak olan davalının karara iştirak hakkı bulunduğu gibi zarara da katlanma ve ortak olma zaruretinin bulunduğunu, davacının iddiasının aksine hileli veya muvazaalı bir yol kullanılmadığını, ortaklıkların kurulduğu yıllara ilişkin olan bilançolar incelendiğinde şirketlerin ticari faaliyet içinde olan ve sürekli kar eden şirket olduğunu, paravan şirket olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının sessiz ortağı olduğu ... dışında mukim şirketin topladığı paraların davalı şirkete aktarıldığı, bu paralarla davalı şirketin iştiraki olmayan şirketlere kaynak sağlandığı, böylece sessiz ortaklara paylarının geri verilmesinin engellendiği, dava dışı ... dışı şirketi ile davalı şirket arasında organik bir bağın bulunduğu, birlikte hareket ettikleri, ... dışı firması ile davalı şirketin tek bir şirket olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olarak davalı ...'ünde meydana gelen zarardan doğrudan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 8.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 435,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 15/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy