MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ..... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/11/2013 tarih ve 2012/64-2013/201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yayıncılık sektöründe hizmet verdiğini, müvekkili unvanının marka olarak tescili için yaptıkları başvuruya davalı şirketçe itiraz edildiğini, "..." kavramının kısaltma olup açılımının "..." olduğunu, marka olamayacak ibarenin her nasılsa davalı adına tescil olunduğunu, ibare marka olarak kabul edilse bile başvurularının görünüm açısından ayırtedilebilir olduğunu, davalı şirketin Türk versiyonu olduğu imajı çizmeye çalıştıkları iddiasının doğru olmadığını, davalı markasının 37. sınıfta tescilinin bulunmadığını ileri sürerek, ... YİDK'nın 29.12.2011 tarih ve 2011-M-4710 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkili konsorsiyumun 350'den fazla firmanın bir araya gelmesiyle yayın endüstrisinde standartlar oluşturmak amacıyla kurulduğunu, 1994 yılından itibaren çok sayıda ülkede marka tescili bulunduğunu, işaretler benzer olduğu gibi mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markasını kullanmak istediği 37. sınıftaki tüm hizmetlerin davalının itirazına dayanak marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı değil ise de, yüksek bir benzerlik ve hatta tamamlama ilişkisi içinde bulunduğu, davacı başvurusundaki "..." ilavesinin ayırt ediciliği sahip olmadığı gibi davalı markasının Türkiye ile bağlantısını yürüten şirket veya firmaya gönderme içerdiği, başvuru ile markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek bir benzerliğe sahip olduğu, 556 Sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.