MAHKEMESİ: ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
VEKİLİ : AV. ...
VEKİLİ : AV. ...
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/06/2013 tarih ve 2012/25-2013/97 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "MARIPLAST" markasının sahibi olup, bu markayı dünya çapında tanınmış bir marka haline getirdiğini, müvekkilinin aynı zamanda davalı şirketin % 50 pay ile büyük ortağı olduğunu, davalı şirketin diğer ortaklarının sahte genel kurul aldıklarının tespit edildiğini, bu nedenle emniyeti suistimal ve dolandırıcılık suçlarından şikayette bulunmaları üzerine açılan soruşturmanın devam ettiğini, davalının müvekkiline ait markayı izinsiz olarak adına tescil ettirdiğinin öğrenildiğini, markanın kötüniyete dayalı tescilinde iptal davası açmanın süreye bağlı olmadığını ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin patenti davacıya ait ürünlerin ... içinde pazarlanması amacıyla davacı ile ... Tekstil Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. arasındaki ortaklıkla kurulduğunu, davaya konu "MARIPLAST-İNELLİ" markasının da davacı şirketin onayı ile tescil ettirildiğini ve kullanıldığını, davacı tarafın hem müvekkili şirketin yönetiminde alınan her karara katıldığını, hem de şirketi düzenli olarak denetlediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markanın hükümsüzlüğü davası için öngörülen 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, kötüniyete dayalı hükümsüzlük davası açılması süreye tabi değilse de, davacının davalı şirkette hakim ortak ve söz sahibi olduğu, marka tescili için yazılı izin verildiğine ilişkin belge bulunmadığı, ancak üstü kapalı bir izin ve rızanın bulunduğunun anlaşıldığı, markanın davacının bilgisi dahilinde kullanılageldiği, sürekli iş ilişkisi, ortak fuar etkinlikleri ve mal alışverişi karşısında aksini söylemenin mümkün olmadığı, markanın tescilinin iki tarafın çıkarlarına hizmet ettiği, belli bir tarihten sonra taraflar arasında uyuşmazlıklar doğduğu, bu uyuşmazlıklardan sonra davacının marka hükümsüzlüğünü gündeme getirmekte geç kaldığı, başlangıçta bulunmayan kötüniyetin sonradan canlandığını ileri sürmenin MK'nın 2. maddesiyle bağdaşmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.