MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2014 tarih ve 2012/219-2014/47 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış “...” markası ve ilgili şekil, logo, yazı, sözcük vb.'nin TPE nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu ayrıca “...”markasının tanınmış markalar listesinde yer aldığını, yan şerit ve zıplayan kedi markalarının ise TPE tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, İpsala Gümrük Müdürlüğü'nden taraflarına gönderilen yazı ile davalı ...Ltd. Şti'nin yükletici, diğer davalının da taşıyıcı olduğu nakliye sırasında davalı taşıyıcıya ait araç üzerinde müvekkiline ait markayı taklit olarak taşıyan 360 adet tişört, 160 adet şort ve 160 adet eşofman cinsi ürün ele geçirildiğini öğrendiklerini, markanın ihracatçı veya imalatçı firma adına tescilli olmadığının Gümrük Müdürlüğü'nce de tespit edildiğini, davalıların müvekkiline ait TPE nezdinde ..., ..., ... ve ...numaralı tescilli markalarını izinsiz olarak ticaretini yaptığı tişört, şort ve eşofmanlar üzerinde kullanarak müvekkilinin dünyaca tanınan tescilli marka hakkına tecavüz ettiklerini ve eylemlerinin niteliğini bilen ve bilmesi kendilerinden beklenen birer ticari şirket olduklarından kusurlu ve hatta kasıtlı davrandıklarını ileri sürerek, davalıların eyleminin marka tecavüzü olduğunun tespitine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 556 sayılı KHK'nın 66/1-c maddesi uyarınca şimdilik 2.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili yargılama sırasında davasını ıslah ederek 3.500 TL maddi tazminatın tahsilini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı Mesnak Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin taşıyıcı firma olup, herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...Ltd. Şti.'nin ticarete ait ihraç edilen ürünler üzerinde davacının 78463, 78675 ve 78112 tescil no'lu markalarının birebir taklidini 160 adet şort, 160 adet eşofman ve 360 adet tişört ürünlerinde kullandığı, bu kullanımın davacının marka hakkına tecavüz olduğu, 556 sayılı KHK'nın 64. maddesi uyarınca marka sahibinin izni olmaksızın, marka taklit edilerek üretilen ürünü üreten, satan, dağıtan ve başka bir şekilde ticaret alanına çıkaran veya bu amaçlar için ithal eden ve ticari amaçla elinde bulunduranların hukuka aykırılığı gidermek ve sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlü oldukları, davacının uğradığı zararın davalının lisans yolu ile elde edeceği gelire göre hesaplanmasını talep ettiği ancak, davalının elde edilen ürünler dışında davacıya ait ne miktar ürün sattığı, bu ürünlerin satışının ne zamandan beri yapıldığı hususunda kesin ve belirleyici bir delil olmadığından BK'nın 50. maddesi dikkate alınarak davacının ıslahla talep ettiği 3500 TL maddi tazminatın uygun görüldüğü, davalının, davacıya ait ... markasını taklit ürünlerde kullanmasının markanın değeri, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, taklit ürünlerin miktarı ve değeri dikkate alınarak 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davalı Mesnak Ltd. Şti. hakkında açılan davanın ise, ürünlerin kapalı kutular ve koliler içerisinde davalı nakliyat firmasına teslim edildiği, söz konusu nakliyat firmasının bu ürünlerin içinde ne olduğunu ve taklit ürün olup olmadığını bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca, taşınan eşyanın bir çok parçadan ibaret olup, bunların niteliğinin taşıyıcı firma tarafından tespitinin mümkün olmadığı da dikkate alındığında bu davalıya yüklenecek bir sorumluluk bulunmadığından ve sorumluluğu ispat edilemediğinden bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 119,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy