MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.02.2014 tarih ve 2013/212-2014/53 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2011/92935 numaralı "..." ibareli markanın 35. sınıfta tescili için başvuru yaptığını, davalı kurumun davalı şirket adına tescilli 2001/40880 sayılı "...." ibareli markayı mesnet göstererek 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi uyarınca başvuruyu reddettiğini, YİDK'e yaptıkları itirazın da kabul edilmediğini, ancak müvekkili adına 2004/11429 sayılı "..." ibareli, 29, 30 ve 32. sınıflarda tescilli markanın bulunduğunu, başvuruya konu işaretin, davalı şirket markası ile 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi anlamında aynılık ve ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşımadığını, müvekkilinin "..." ibareli seri markaları uzun zamandır kullanıp markayı maruf ve meşhur hale getirdiğini ileri sürerek TPE YİDK'nin 2011/92935 sayılı başvuru için verdiği red kararının iptalini, marka tescil sürecinin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, başvuru konu işaret ile redde mesnet markadaki esas unsurun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin ayrıdedicilik sağlamadığını, dolayısıyla işaretlerin ayırt edilemeyecek derece benzerlik taşıdığını, davacının önceki markalarının 35. sınıf hizmetleri kapsamadığından seri marka iddiasının dinlenemeyeceğini, müvekkilince alınmış kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete husumet yöneltilmesine gerek bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nin 7/b maddesi uyarınca "ayırt edilemeyecek derecede benzerlikten" söz edilebilmesi için başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında ortalama tüketici ve yararlanıcılar nazarıyla bakıldığında hiç bir araştırma ve herhangi bir inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derecede açık ve net biçimde iltibasın ortaya çıkmasının kesin olarak öngörülebilir olmasının gerektiği, başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında böyle bir benzerliğin bulunmadığı
gerekçesiyle davalı şirkete karşı açılan dava bakımından, davanın pasif husumet yokluğundan reddine, TPE'ye karşı açılan dava bakımından, davanın kabulüne, TPE YİDK'nın 2013/M-4018 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı TPE'den temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy