MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/01/2014 tarih ve 2013/5-2014/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 40 yılı aşkın bir süredir radyoterapi tedavilerinde hastayı yatağa doğru şekilde sabitlemek ve immobilizasyon için kullanılan sabitleme sistemlerinin dünya lideri konumunda üreticisi olduğunu, menşe ülke ABD ve dünyanın birçok ülkesinde ticari faaliyette bulunduğunu, ticari faaliyetlerinde "..." ibareli tanıtım işaretini kullandığını, anılan markanın gerçek hak sahibi olduğunu, anılan ibarenin ayrıca müvekkilinin ticaret unvanının bir parçası olduğunu, davalının müvekkilinin eski Türkiye tek satıcısı olduğunu, davalının müvekkilinden izinsiz olarak "..." ibareli 19.01.2009/02237 tarih/sayılı markayı adına tescil ettirdiğini, bunun Ağustos 2009 tarihinde öğrenildiğini, konuyla ilgili bilgi almak için davalıya e-posta gönderildiğini, davalının markayı müvekkilinin tek satıcısı olarak kullanmak için tescil ettirdiğini bildirdiğini, ancak sonradan markanın kendi adına tescilini sağladığını öğrendiklerini, davalıyla aralarında ticari ilişkinin sürmesi sebebiyle iyi niyetli biçimde markanın tek satıcı sıfatıyla kullanılacağına olan inançla ticari ilişkinin devam ettiği sürece markanın kullanımına izin verildiğini, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkinin 2012 yılında son bulduğunu, bu hususun e-posta ve.... Noterliği’nin ... tarih/yevmiye sayılı ihtarnamesi ile karşı tarafa bildirildiğini, ayrıca markanın müvekkiline devrinin talep edildiğini, karşı tarafın bu talebe cevap vermediğini, müvekkilinin 556 sayılı KHK'nın 8/II, 11 ve 17.madde hükümlerine göre markasının ticari ilişkide bulunduğu davalı tarafından gerçekleştirilen tesciline ve kullanımına itiraz etme ve tescil edilmiş markanın devrini isteme hakkının bulunduğunu ileri sürerek, davalı şirket adına haksız ve hukuka aykırı biçimde tescil edilen 2006/02237 sayılı "..." ibareli markanın müvekkili adına devir ve tesciline, mezkur markanın devri mümkün olmadığı takdirde açıklanan nedenlerle hükümsüzlüğüne, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti, durdurulması ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, 556 sayılı KHK’nın 17.maddesi hükmünün, hukuka uygun bir rıza ile tescil edilen markaların rızanın kalkmasına rağmen, tescillerinin sürdürülmesi ihtimalini de kapsadığı, tescilin davalının üzerinde kalmasını haklı gösterecek bir vakıa bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 19.01.2009 gün ve 2009/2237 sayılı markanın tescilinin, 556 sayılı KHK'nın 8/II ve 17.madde hükümleri uyarınca davacıya devrine; davalının markaya ilişkin kullanımı tespit edilemediğinden, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile durdurulması ve önlenmesine yönelik istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy