(818 S. K. m. 41, 55, 60) (6762 S. K. m. 336) (765 S. K. m. 503)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 4.7.2012 tarih ve 2012/15-2012/184 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, davaya konu meblağ 17.220 TL'nin altında bulunduğundan 6100 Sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken H.U.M.K.nın 3156 Sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya devredilen Ege Bank Kahramanmaraş Şubesi'nde 14.12.1999 tarihinde %80 net faizli 11.020 TL yatırıp vadeli hesap açtırdığını, 21.12.1999 tarihinde Ege Bank yönetimine BDDK tarafından el konularak bankacılık yapma ve mevduat yapma iznin kaldırıldığını, banka yönetimim TMSF'ye devredildiğini, daha sonra da Sümerbank, Oyakbank ve İng Bank'a satıldığını, müvekkilinin yaptığı başvuruya rağmen Off Shore mevduatlarının sigorta kapsamı dışında olması sebebiyle geri ödemesinin yapılmadığını, Ege Bank A.Ş. ile Off Shore Ltd.'nin tek elden yönetiminin sağlandığını planlı ve kasıtlı işbirliği içinde mevduat sahiplerinin dolandırılarak zarara uğratıldığını, ileri sürerek yatırılan bu paranın 14.12.1999 tarihinden vade sonuna kadar %80 akdi faiz bundan sonra fiili ödeme gününe kadar ise %80 den aşağı olmamak üzere temerrüt faizleriyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ve fer'i müdahil vekili, zamanaşımı definde bulunmuş, esasa yönelik olarak da sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile Ege Bank A.Ş. arasındaki ilişkinin Bankacılık Kanunu çerçevesinde karz akdi olarak değerlendirilemeyeceği, mevduat toplama yolundaki tüm fiillerin açıkça 765 Sayılı T.C.K.nın 503 vd. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçu olduğu ve Borçlar Kanunu anlamında haksız fiil olarak değerlendirileceği, bu çerçevede zamanaşımı yönünden Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinin uygulanması gerektiği, davacının mevduat hesabını 14.12.1999 tarihinde açtığı, bu tarihten sonra 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin davanın açıldığı 18.1.2012 tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı bankanın sorumluluğunun 818 Sayılı B.K.nın 41, 55 ve 6762 sayılı T.T.K.nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararını Off Shore Bankası'ndan tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlaması sebebiyle mahkemece yukarda anılan gerekçeyle davalının zamanaşımı definin kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy