MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/02/2014 tarih ve 2009/714-2014/81 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin müdürü olan ... arasında yapılan 10.05.2004 tarihli protokolle müvekkilinin davalı şirketteki %50 hissesini devrettiğini ve şirketin tüm mal varlığı ve gelirlerinin taraflar arasında paylaşılması suretiyle müvekkilinin ortaklıktan ayrıldığını, ancak, daha sonra 2002, 2003, 2004 yıllarına ait şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde şirket müdürü davalı ...'ın şirket kayıt ve belgelerinde usulsüzlükler yaptığının, naylon faturalarla şirketin giderlerini çok gösterdiğinin, gelirlerin gizlendiğinin, vergi kaçırıldığının tespit edildiğini, bu şekilde ortaklığın sona erdirildiği tarihte müvekkilinin şirketten alabileceğinden daha az pay almasına ve müvekkilinin doğrudan zarara uğratılmasına sebebiyet verildiğini belirterek şimdilik 7.500,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında davayı ıslah ederek 19.364,80 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirket işlemlerinde şirket müdürü olarak davalı ...'ın naylon fatura kullanıldığı iddiası ile dava açıldığı, davalı şirketin haksız bir eyleminin bulunmadığı, buna göre şirket aleyhine açılan davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiği, davacı tarafça talep edilen tazminatın şirket mal varlığında azalmaya neden olan dolaylı zarar niteliğinde bulunduğu, dava açma hakkının pay sahipleri ve şirket alacaklılarına ait olduğu, dava tarihinde pay sahibi olmayan davacının sorumluluk davası açmasının mümkün bulunmadığı, bir an için dava açma hakkı bulunduğu kabul edilse dahi, dolaylı zararlarda zarara uğrayan şirket olmakla hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerektiği, davacının bu yönde bir talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı 6762 sayılı Yasa gereğince davalı şirket müdürünün yaptığı usulsüzlükler nedeniyle kendisini doğrudan doğruya zarara uğrattığını iddia etmiş olup, bu davada şirkete husumet yöneltilemeyecek olmasına, davalı şirketin 10.05.2004 tarihli protokole taraf olmaması ve davacının ortaklığının hisse devir tarihi olan 05.07.2004 tarihinde sonra ermiş bulunması ile işbu davanın açıldığı 03.11.2009 tarihinde ortaklık sıfatının olmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy