Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16/09/2008 tarih ve 2006/133-2008/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankadan genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kredi kullanan davalılardan ...’a ait iki taşınmaz üzerinde sözleşme gereği ayrı ayrı 20.000,00 TL'lik ipotek kurulması gerekirken, tapudaki işlemler sırasında hata yapıldığını ve toplam 20.000,00 TL olarak ipotek tesis edildiğini ileri sürerek, anılan yanlışlığın tashihi ile doğru olarak tescilini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekilleri, davanın reddine;
Mahkemece, bozmaya uyularak, dava konusu ipoteğin dava devam ederken terkin edilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı, dava konusu taşınmaza ilişkin ipotek akit tablosu bulunmadığı, davacı bankaya verilen ipotek belgesinde bedelin 20.000,00 TL yazılı olduğu, harç ve vergilerin bu meblağ üzerinden yatırıldığı ve tüzüğe göre hatalı yazımın mümkün olamayacağı, davacının davada haksız olduğu, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesi gereğince müteselsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddine karar verildiğinde ret sebebi ortak olan davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle her bir davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi ve yine vekalet ücretine ilişkin 4. bentte ''Her bir davacı vekili için'' şeklinde hükmün hatalı yazılması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar yararına takdir edilen vekalet ücreti yönünden HUMK'nın 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan ''Her bir davacı vekili için ayrı ayrı....'' ibaresinin hükümden çıkartılmak suretiyle, kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy