Taraflar arasında görülen davada verilen 17.05.2012 gün ve 2011/72-2012/120 sayılı kararı bozan Daire’nin 06.01.2014 gün ve 2012/13207-2014/131 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin "" ibaresini 01.09.1998 tarihinde marka olarak tescil ettirdiğini, oysa bu ibarenin ilacın etken maddesinin adı olması nedeniyle marka olarak tescil edilmeyeceğini ve 556 sayılı KHK'nın 7/1-c bendi gereğince cins ve çeşit bildiren ibarelerin tescilini aynı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlüğünün istenebileceğini, tüm dünyada yaygın şekilde kullanılan bu ibarenin kimsenin tekeline verilemeyeceğini, ayrıca anılan ibarenin lk defa müvekkili tarafından kullanılıp maruf hale getirildiğini ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 20.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, '' ticari adıyla piyasaya sunulan ürünlerin içindeki etken maddenin olduğu, ancak çeşitli kaynaklarda '''' etken maddesinin ticari adının ''' olarak belirtildiği, dolayısıyla ''''un etken madde olmadığı ancak eczacılık, tıp ve kimya alanında yaygın ad haline geldiği, 1998 yılında '''' ibaresi ile tescil edilen davaya konu markanın başvuru tarihinde dahi ilaç piyasasında yaygın ad olarak bilindiği ve piyasada '''' adıyla satıldığı, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c ve 42/1-a maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve davalı adına tescilli '''' adlı markanın hükümsüzlüğüne, davalının kullanımı tescile dayalı olduğundan tazminat taleplerinin ise reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy