Taraflar arasında görülen davada verilen 06/11/2012 gün ve 2010/42-2012/260 sayılı kararı onayan Daire’nin 24.02.2014 gün ve 2013/14077-2014/3295 sayılı kararı aleyhinde davacı-karşı davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri ticari araçlarda yolcu ve sürücü koltuk sistemleri ürettiğini, bu ürünlerini ibareli tescilli 2003 02022 nolu markası ile piyasaya sürdüğünü, davalıların bareli bir markası bulunmadığı halde, yurt dışından KİEL markasını taşıyan koltuk ürünlerini ithal etmek üzere gümrükte bulundurduklarının tespit edildiğini, davalılarda markasını müvekkilinin izni olmaksızın markayı ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit ederek kullandıklarını ileri sürerek oluşan tecavüz fiillerinin durdurulmasını, önlenmesini ve giderilmesini, gümrük müdürlüğünce el koyulan ürünler üzerindeki markaların silinmesini ve imhasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı şirketin "markasına ilişkin dava açma noktasında aktif dava ehliyeti bulunmadığını, "markasına ilişkin lisans sözleşmesinin 19.10.2009 tarihinde "kiel" markasının sahibi tarafından fesih edildiğini savunarak davanın reddini savunmuşlardır.
Davaya müdahil olan ... vekili, " markasının 1944'den beri müvekkiline ait olduğunu, davacının aralarındaki lisans sözleşmesine aykırı olarak markayı kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek asıl davanın reddini ve davacı adına tescilli 2003/02022 nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, asli müdahil-karşı davacı ...'nin davalı ... açtığı dava sonucu sayılı kararla markasının ... şirketine ait olduğu, taraflar arasındaki 01/12/2002 tarihli sözleşmenin 4. maddesi uyarınca davalının bu markayı lisans alan sıfatıyla adına tescil ettirmesi gerektiği halde marka sahibi olarak kendi adına tescil ettirdiği ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde kararın sonuçlarının geçmişe etkili olacağı, davacının artık adına daha önce tescilli marka haklarına dayanmasının mümkün
olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına dair tesis edilen karar, davacı- karşı davalı, asli müdahil-karşı davacı vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı-karşı davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı-karşı davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı-karşı davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy