MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.12.2013 tarih ve 2013/177-2013/477 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının açmış olduğu “4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 3. Maddesi'nin (G) bendi kapsamında yapacağı Mal ve Hizmet Alımları Hakkında Yönetmeliği'ne göre açık ihale usulü ile ihale edilen 2. İhbarname Dağıtımı, Enerji Kesme-Açma Hizmet Alımı ve 10 Yıllık Damga Süresini Doldurmuş Sayaçların Sökülmesi Takılması Hizmet Alımı” ihalelerine kazanarak, ihale sonrasında imzaladığı sözleşmelerle yüklenici sıfatıyla işe başladığını, her iki sözlemenin de ayrılmaz bir parçası olan İdari Şartname'nin 26. maddesinde işçilik ücretlerinin hesabında SSK işveren payının ücretlere dahil edilmesinin öngörüldüğünü, ancak davalı şirketin idari şartnamenin açık hükmünü yanlış yorumlaması nedeniyle müvekkilince fazla ödemede bulunduğunu, bu nedenle her iki sözleşme yönünden fazlaya dair talep ve ıslah hakları saklı tutulmak suretiyle.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/534 Esas sayılı dava dosyasında ayrı ayrı 10.050,00'şer TL olmak üzere toplam 20.100,00 TL'lik alacak davası açtıklarını, yargılama sonucunda her iki hukuki ihtilaftan kaynaklı toplam 155.234,68 TL alacak miktarından taleple bağlı kalınarak 20.100,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kalan 135.134,68 TL'lik kesim yönünden bu davayı açtıklarını ileri sürerek enerji kesme-açma işi için 128.901,47 TL sayaçların sökülmesi-takılması için 6.233,21 TL olmak üzere toplam 135.134,68 TL'nin ilk dava tarihi olan 27.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının dalanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, mahkemece uyuşmazlık konusuna ilişkin daha önce açılıp karara bağlanılan 2010/534 esas sayılı dava dosyasında yargılama yapıldığı, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda davacının Hatay'daki sökme-takma hizmeti nedeniyle yapacağı işçilik ödemesinin 69.290,29 TL olması gerekirken idarenin zorlaması nedeniyle 85.537,50 TL ödemede bulunulduğu, aynı şekilde Hatay'daki kesme-açma hizmeti nedeniyle yapılması gereken işçilik ödemesinin 624.615,01 TL olması gerekirken idarenin zorlaması sonucunda 763.566,48 TL ödemede bulunulduğu bu haliyle davacının toplamda 155.234,68 TL zararının oluştuğu, ancak davacı tarafından fazlaya dair
haklar saklı tutularak kısmi dava açılması nedeniyle taleple bağlı kalınıp 20.100,00 TL alacağa hükmedildiği, anılan kararın davalı şirketin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.09.2013 tarihli kararla onandığı, kararın henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte davacı lehine güçlü delil mahiyeti taşıdığı, ilk davanın 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğü öncesinde açılması nedeniyle belirsiz alacak davası olarak kabulünün mümkün olmadığı, ek dava niteliğindeki bu davada temerrüdün davanın açılmasıyla gerçekleştiği gerekçesiyle 135.134,68 TL'nin dava tarihi olan 14.3.2013 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davalı vekilinin temyiz istemi mahkemece gerekçeli kararın davalı vekili olan Av. ...'ye usule uygun şekilde 21.01.2014 tarihinde tebliğ olunduğu, diğer davalı vekili Av. ... tarafından 25.02.2014 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin yasal süresinde verilmediği, her ne kadar davalı vekili Av. ... tarafından davalı vekili olarak tebliğ yapılan Av. ...'ye yapılan tebliğin usulsüz olduğu ileri sürülmüş ve tebliğin öğrenme tarihi olan 18.02.2014 olarak değerlendirilmesi istenilmiş ise de Av. ...'nin dosyaya davalı vekili olarak vekaletmame sunduğu, yanıt verdiği, davalı ile vekillik ilişkisinin kalmadığına dair bir beyan ve belgenin de dosyada yer almadığı, bu haliyle tebligatın usule uygun olduğu gerekçesiyle 26.03.2014 tarihli ek kararla davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Temyiz isteminin reddine ilişkin 26.03.2014 tarihli ek kararı ve gerekçeli kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava; taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca davacının ödemekle yükümlü olmadığı ancak davalı idarenin zorlaması nedeniyle ödenmek zorunda kaldığı bedelin tahsili istemine ilişkindir.
1-Mahkemece 26.03.2014 tarihli ek karar ile davalı ... Dağ. A.Ş'nin temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, davalı vekilinin temyiz dilekçesi ve ekindeki belgelerden davalı şirketin karar tarihi öncesinde hisselerinin tamamının ve yönetiminin dava dışı Enerjisa A.Ş'ye devredilmek suretiyle özelleştirildiği, mahkemenin gerekçeli kararının tebliğ edildiği evrak memuru ve avukat ...'nin bu devir neticesinde Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Yönetim Kurulu'nun 30.09.2013 tarih ve 14747 sayılı kararı gereğince farklı tüzel kişiliği bulunan...Temsilciliği Kardosunda çalışmaya devam edeceklerinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki belgelerden kararı temyiz eden Av. ...'in davalı vekili olduğuna ilişkin 18.05.2010 tarihli vekaletname sunduğu bu vekaletname ekindeki yetki belgesi uyarınca Av.... duruşmaya iştirak ettiği de sabittir. 657 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca özelleştirme sonrasında farklı tüzel kişiliği bulunan kurum bünyesinde çalışan Av. ...'nin davalı şirketin vekili olarak görevine devam etme olanağı bulunmadığı gibi bu şirket bünyesinde çalışan Ramazan Kaya'ya yapılan gerekçeli karar tebliğinin de 7201 sayılı Kanun'un 12 ve 13. maddelerinde belirtilen usuller çerçevesinde yetkili kişilere yapıldığından söz etmek de mümkün değildir.O halde, gerekçeli kararın davalıya usulünce tebliğ edilmediği, daha önceki vekil Av. ...'nin vekillik sıfatının özelleştirme sonrası alınan karar uyarınca sona erdiği ve davalı vekili Av. ...'in gerekçeli kararı öğrendiğini beyan ettiği tarihin aksinin kanıtlanamadığı gözetildiğinde temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gereklidir. Bu nedenle mahkemece verilen temyiz isteminin reddine dair 26.03.2014 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, temyiz eden davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6.897,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy