Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 25/03/2014 tarih ve 2013/767-2014/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin giderek %82 faizli hesap açtırdığını, açılan hesaptaki mevduatın söylenmeden off-shore hesabına yönlendirildiğini, müvekkilinin aslında müşterisi olduğunu, paranınbankasına hiç gitmediğini ileri sürerek 6.810,63 TL'nin %82 faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde davalı ... ve diğer yöneticilerin . aracılığıyla off shore hesabı açtıran 4204 kişiyi dolandırarak bu suretle topladıkları paraları bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktardıklarının açıklandığı, davacı ve onun durumundaki diğer off shore hesabı açtıranların iradelerinin bu şekilde fesada uğratıldığı, BK'nın 41, TTK'nın 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca yönetici konumundaki davalıların zarardan sorumlu tutulmalarının gerektiği, ... hakkındaki davanın takip edilmediği gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davalı ..hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 6.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili,vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, davacının, davalı tarafından kandırılarak parasının gönderildiğini iddia etmek suretiyle, davalının haksız fiiline dayanmasına ve davalının davacıya karşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre, hesabına yatırılan ana paraya yatırılma tarihinden itibaren, somut uyuşmazlıkta ise vade sonundan itibaren faiz talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak bu tarihten itibaren temerrüt faizi yürütülmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinden "dava" ibaresi çıkartılarak yerine "05.01.2000" ibaresinin yazılmasına, ayrıca hüküm fıkrasının davalılara bakiye harç yükleyen bendinden "I" ibaresinin çıkartılmasına, yine hüküm fıkrasının davacı tarafından yatırılan karar ilam harcı ve başvurma harcının davalılardan tahsiline ilişkin takip eden bendindeki "davalılar" ibaresinin önüne " dışındaki" ibaresinin eklenmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı ve daval iadesine, 25/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy