MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/06/2012 gün ve 2011/79-2012/136 sayılı kararı onayan Daire’nin 07/03/2014 gün ve 2012/15350-2014/4387 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ...'in diğer davacı şirketin büyük hissedarı ve genel müdürü olduğunu, müvekkilinin bir otel binasını 1.150.000 USD'ye satın alma konusunda anlaştığını, bu bedeli ödemek ve masrafları karşılamak için müvekkilinin yaklaşık 300.000 USD krediye ihtiyaç duyduğunu, bu miktarda kredi almak amacı ile davalı bankaya başvuran müvekkiline ilgili banka şube müdürünün 1.110.000 USD'nin tamamı için kredi verilmesinin daha iyi olacağını söylediğini, müvekkilin aynı banka şubesindeki hesabında bulunan 810.000 USD üzerine bloke konularak ve ayrıca ipotek alınarak müvekkiline 1.110.000 USD tutarında kredi kullandırıldığını, davalı bankanın müvekkilini yanlış yönlendirerek zarara uğramasına yol açtığını, bu kredi işlemi nedeniyle bankanın aşırı derecede ve haksız biçimde kazanç elde ettiğini, bunun dışında müvekkilinin kredi taksitleri için hesabına yatırdığı paraları gününde kredi hesabına aktarmayarak bu yolla da kazanç sağlandığını, 2008 yılı Temmuz ayında hesabına yeterli miktarda para yatıran müvekkilinin sözlü olarak kredi hesabının kapatılmasını istediğini, ancak davalı bankanın yazılı talimat bulunmadığından bahisle hesabı kapatmadığını, kredinin teminatı için konulan ipoteğin 03.11.2008 tarihinde fekkedilmesine karşın kredi borcunun ancak 02.02.2009 tarihinde kapatıldığını, müvekkilinin bu nedenle de zarar gördüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 USD'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 01.02.2008 tarihinde bir otel binasını satın almak üzere müvekkili bankadan kredi talebinde bulunduğunu, müvekkili banka tarafından kredi talebinin uygun görülerek mevduat rehni ve ipotek karşılığında davacıya kredi kullandırıldığını, davacının ilk altı aylık taksidi ödedikten sonra erken kapama istediğini, kredi borcunun 02.02.2009 tarihinde kapatıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacı şirketin davalı bankadan 1.110.000 USD tutarında kredi talebinde bulunduğu, davacı gerçek kişinin davalı banka nezdindeki hesaplarına rehin konulmak sureti ile kredinin 05.02.2008 tarihinde kullandırıldığı, davacıların aslında 300.000 USD için kredi almak istedikleri yönündeki iddialarının kanıtlanamadığı, kısmen ipotek kısmen de mevduat rehni teminatı karşılığında kredi kullanan davacıların, gayrimenkulün ekspertiz ücreti, sigorta primi ve ipotek harçlarına sözleşme gereği katlanmak durumunda oldukları, her ne kadar kredinin kapatılması için davalı bankaya para yatırıldığı ve sözlü olarak talimat verildiği ileri sürülmüş ise de 2008 yılı Temmuz ayı itibariyle kredi borçlusu şirketin hesabında krediyi kapatmaya yetecek paranın bulunmadığı, kefil olan diğer davacının hesabına yatırılan paranın, yazılı talimat olmaksızın sözlü talimat ile bu hesaptan çekilip davacı şirketin kredi borcunun kapatılması için şirket hesabına yatırılmasının bankacılık mevzuatı ve uygulamalarına aykırı olduğu, davacının ipoteğin fekkedildiği 03.11.2008 tarihinde de krediyi kapatma talebinde bulunmadığı, şayet böyle bir talepte bulunmuş olsaydı mevcut 810.000 USD tutarındaki mevduat rehininin 1.027.000 USD'ye yükseltilmek kaydı ile ipoteğin fekkinin sağlanamayacağı, hem teminatın yükseltilmesi hem de kredinin kapatılması durumunun birbiriyle çeliştiği, kredinin 02.02.2009 tarihinde resmen kapatıldığı, kredi sözleşmesinin 10. maddesinde kur farkı ve diğer mali yükümlülüklerinin davacı şirkete ait olacağının kararlaştırıldığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.03.2014 tarihli kararı ile onamıştır.
Davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.