MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/07/2013 tarih ve 2011/60-2013/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... nezdinde 2009/23798 sayılı ... ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... resmi markalar bülteninde yayınlanmasını takiben, diğer davalı şirketin 98834 sayılı ... ibareli markasını gerekçe göstererek itirazda bulunduğunu, itirazın kabulü ile başvurunun reddi sonrası, bu karara yönelik yeniden inceleme taleplerinin ... YİDK’nın nihai kararı ile reddedilerek marka başvurularının reddine karar verildiğini, oysa bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı markasının tanınmış olmadığını, farklı sektörleri içeren müvekkilinin başvurusu ile davalının markası arasında benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığını iddia ederek ... YİDK’nın 2011-M-336 sayılı kararının iptali ile tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili,; başvuru dosyası işlem aşamalarını açıklamış, Enstitü işlem ve kararlarının usule ve KHK hükümlerine uygun olduğunu, dava konusu markaların benzer olduğunu, davalı markasının Türkiye'de distribütörler vasıtasıyla kullanıldığını ve davacı tarafından da bilindiğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu; tüketici nezdinde söz konusu markalar arasında iltibas yaratacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili şirketin markaları ile dava konusu başvurunun benzer bulunduğunu, ... ibaresinin Türkiye'de de kullanılan müvekkiline ait tanınmış marka olduğunu; davacının da daha önce bu markayı taşıyan müvekkili ürünlerinin bayiliğini yaptığını; tanınmış markadan haksız yararlanma kastı ile yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu; karıştırma ihtimalinin ve KHK 8/1-b ve 8/4 hükmü koşullarının gerçekleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,davalının ... markasını özellikle inşaat ve el işçiliğinde kullanılan "ölçüm aletleri" emtiasında distribütörleri vasıtasıyla yoğun biçimde Türkiye dahil olmak üzere bir çok ülkede kullandığı; davacının bu durumdan haberdar olduğu halde; davalının Türkiye'de tescilli itiraza mesnet markası kapsamını aşacak biçimde engelleme markası nitelini taşıyan bir başvuruda bulunduğu; bu nedenle başvurunun tüm sınıflar yönünden kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği; esasen başvuru kapsamında yer alan çekişmeli malların davalının yurt dışı tescilleri kapsamında olduğu gibi bu mallar ile ilgili olarak Türkiye'ye ürün satışı yapmasının davalı şirket faaliyet alanları itibariyle kuvvetle muhtemel olduğu; bu nedenle davalının başvuru kapsamında reddedilen tüm mallar yönünden itirazda bulunmak ve kötü niyetli başvurunun tümüyle reddini istemekte hukuki yararı olduğu, bu itibarla da ... YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.