MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/12/2013 tarih ve 2013/15-2013/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, davacının 2004 yılından beri kullandığı, tanınmış "..." markası ile iltibas teşkil eden ..." markasını 38 ve 41, sınıflarda tescil ettirdiğini, davacının davalıdan daha evvel kullanmaya başladığı "..." markası üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu, zira davalının, davacı markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını ileri sürerek davalı markasının 556 sayılı KHK'nın 8/3, 8/1-b, 8/4. maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu" ..." markasının tanınmış marka olduğunu ve... Televizyonu'nda, davacıdan daha önceki bir tarihte, 09.08.1998 tarihinden beri yüksek izlenme oranları ile yayınlanmaya başlamış bir spor programının adı olduğunu, dava konusu markanın 2005 yılında tescil edildiğini, dava tarihi itbariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı markasının tescilinden işbu davanın açılmasına kadar yaklaşık 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, davalının tescilde kötü niyetli olmadığı zira davalının markasını davacıdan daha evvel kullanmaya başladığı, davalıya ait "..." isimli spor programının davacıya ait "..." isimli programdan daha evvelki tarihlerde yayınlanması ve ayırt edicilik kazanması sonucu, davacının gerçek hak sahipliği iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy