MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06/02/2014 tarih ve 2012/311-2014/80 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin eski çalışanları olan iki davalının müvekkili yanında çalışmayı bıraktıktan sonra diğer davalı şirketin ortağı olduklarını, davalı şirketin de aslında gerçek ortak yapısını yansıtmayacak şekilde davalıların yakın akrabaları tarafından kurulmuş olduğunu, müvekkili şirkette çalıştıkları dönemde davalıların edinmiş oldukları ticari bilgiyi ve müvekkili şirketin müşteri portföyünü kullanmak suretiyle haksız rekabette bulunulduğunu ve müvekkilinin müşterilerine davalı şirketin ürün satmaya başladığını, davalı ... tarafından imzalanan taahütnamede haksız rekabette bulunulması halinde 49.500,00TL cezai şart ödeneceğinin belirtildiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, cezai şart dahil olmak üzere toplam 50.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hizmet akti sona eren davalı ...'nin davacı şirkette çalışırken iyi niyet kurallarına aykırı olarak elde ettiği bir ticari bilgi ya da sır bulunmadığı, davalı ... ile davacı şirket arasındaki rekabet etmeme konulu sözleşmenin 818 sayılı BK'nun 349. maddesindeki düzenlemeye uygun olmadığı, tüm davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. .../...
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy