MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/05/2015 tarih ve 2015/32-2015/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin asıl unsuru "..." ibaresinden oluşan tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’ ne başvuruda bulunduğunu, 2011/89005 kod numarasını alan başvuruya yönelik yapılan itirazların ... tarafından reddedildiğini, oysa, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, tanınmışlığından haksız yararlanacağını bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, 2014-M-15039 sayılı ... kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı başvuru ile davacı markaları arasında işaret ve kapsamlarındaki mal/hizmetler bakımından benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili tarafından tescili talep edilen “..." ibaresinin davacının iddialarının aksine, davacıya ait markalardan farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin olmadığını, müvekkili adına daha önce tescilli bulunan "..." ibareli markalarının bulunduğunu, haksız yarar sağlanacağı ve markanın itibarına zarar vereceği iddialarının da dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, markalar arasındaki anlamsal farklılık, markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenim ve başvuru sahibi adına tescilli 2001 28272 sayılı "diva" ibareli markanın varlığı da dikkate alındığında, markalar arasında, 556 s. KHK'nın 8/1-(b) bendi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığından davacının tanınmışlık dahil diğer itiraz gerekçeleri de kabul edilemeyeceği, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b hüküm anlamında tescil engelinin gerçekleşmediği, diğer taraftan davalının 2001/28272 sayılı ve "..." ibareli markasının çekişmeli 35/06 mağazacılık hizmetini kapsadığı ve kazanılmış hak oluşturduğu davacı "..." ibareli markalarının özellikle "geçici konaklama hizmetleri, otelcilik" ve kısmen "yiyecek içecek sağlanması hizmetleri, pastane ve restoran" hizmetlerinde KHK 8/4 hükmü anlamında tanınmış ise de; işaretler farklı olduğundan KHK 8/4 koşullarının da oluşmadığı tespiti ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.