MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2015 tarih ve 2013/129-2015/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... nezdinde "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2001/26585, 2005/33958, 2006/20990, 2005/33957 sayılı "...", " ...!", "...+şekil", "... sizin tatiliniz gelmiş!" ibareli markalarını dayanak göstererek itirazda bulunduğunu, müvekkilinin itirazı üzerine yeniden inceleme taleplerinin ... ...’nın dava konusu nihai kararları ile reddine karar verildiğini, oysa davaya konu uyuşmazlıkta ortak unsur olan "peninsula" kelimesinin İngilizce de "yarım ada" anlamına geldiğini ve coğrafi bir yer ya da nitelik belirttiğini, Kaş'ın Yarımada kısmında bulunan otellerinin, bulunduğu yer ve coğrafi yapısı nedeni ile "...Bahçeleri" anlamına gelen "..." olarak isimlendirildiklerini, başvuruya konu ibarenin, başkaca hiçbir marka ile karıştırılmayacak kadar o yerin özellikleri ile özdeşleşmiş olduğunu, iddia ederek ... ...’nun 2013-M-988 sayılı kararının iptaline ve başvuruların tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkiline ait itiraza dayanak "... ..., ... sizin tatiliniz gelmiş, ... ... step ... ve ... ..." ibareli markaların kesintisiz olarak uzun süredir kullanıldığını, müvekkili şirketin ticaret unvanının da ayırt edici ilavesinin çekişmeli "..." sözcüğünden oluştuğunu, bu nedenle başvurunun asıl unsurunun da "..." sözcüğü olması dikkate alındığında gerek davacıya ait önceki markalarla iltibas oluşturacak seviyede benzerlik, gerekse müvekkili şirketin ticaret unvanı ile karıştırılma ihtimali dolayısıyla tescil engelinin gerçekleştiğini, markalarının tanınmış marka olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının 2010/63173 sayılı “... ... ...” 43. sınıfta başvurusu ile davalının 2001/26585, 2005/33958, 2006/20990, 2005/33957 sayılı "...", " .... .... ... ahead!", "... ...+şekil", "peninsula sizin tatiliniz gelmiş!" ibareli markaları arasında "..." sözcüğünün genel izlenime hakim sözcük olması nedeniyle ortalama tüketicinin aklında kalan baskın unsur niteliğinde bulunduğu, bu kelimenin İngilizce'de "yarım ada" anlamına geldiği, İngilizce'nin ülkemizde turizm sektöründe yaygın kullanımı olan bir dil konumunda bulunması karşısında ortalama ülkemiz tüketicisinin de bu kelimenin anlamını bilip algılayacağı, söz konusu kelimenin belirtilen anlamı itibariyle çekişmeli 43. sınıftaki hizmetler yönünden herhangi bir tanımlayıcılığının olmadığı, bunun dışında kalan ''...'' sözcüğünün turistik bir merkez olması ve ilçenin adına karşılık gelmesi karşısında hiç bir ayırt ediciliğinin olmadığı, "..." sözcüğünün de turistik işletmelerin bulunduğu ortamın doğaya yakın yeşil alana hakim bahçeye sahip olduğuna doğrudan vurgu yaptığı, bu nedenle tanımlayıcı değilse de düşük bulunduğu, bu çerçevede başvurudaki ortak unsur dışında yapılan ilavelerin anılan ortak unsura göre zayıf ya da hiç ayırt ediciliğe sahip olmayan sözcükler bulunması karşısında başvurunun genel izlenimine hakim olan ''...'' sözcüğü nedeniyle ortalama tüketicinin başvuruyu itiraza dayanak markalarla okunuş, anlam ve görünüm itibariyle en azından idari-ticari ekonomik bağlantı bulunduğu yanılgısına düşmek suretiyle karıştırabileceği, verilen ... kararında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.