MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/04/2015 tarih ve 2014/287-2015/106 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin 1980’li yıllardan beri kullandığı "..." ibaresini asıl veya tek unsur olarak barındıran çok sayıda markanın sahibi olduğunu, davalı gerçek şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’ne başvuruda bulunduğunu,itirazlarının ... tarafından reddedildiğini, müvekkiline ait tanınmış markanın 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 8/4 hükümleri uyarınca korunması gerektiğini ileri sürerek ... ... kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı vekili; cevabında özetle; görsel, işitsel ve anlamsal olarak başvuru konusu işaretin davacı markalarıyla ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede benzer olmadığını, "..." ibaresinin başvurudan farklı bir anlamı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu başvuru'nun ..." ibaresinden oluştuğu, kapsamında 24. sınıftaki "Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri (bayraklar, flamalar, mendiller dahil)" malların bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise "...", "..." ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 24. sınıf dahil çok sayıda emtianın olduğu, başvuru ve itiraza dayanak markaların işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları gibi genel izlenimlerinin de karıştırma ihtimaline neden olacak bir benzerlik içermediği, ortalama tüketicinin karıştırma riskinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.