MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/09/2014 tarih ve 2014/116-2014/701 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullanırken haksız yere 3.769,50 TL dosya masrafı alındığını ileri sürerek 3.769,50 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ticari kredi kullandığını, sözleşme serbestisi kapsamında davacıdan tahsil edilen ücretin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında imzalanan konut kredi sözleşmesine istinaden davacıdan 3.769,50 TL dosya masrafı kesintisi yapıldığı, davalının dosya masrafının içeriğini belgelendiremediği, sözleşmedeki hükmün Borçlar Kanunu'nun 20 ve devamı maddelerine göre genel işlem koşulu olduğu, davacının aleyhine ve dürüstlük kuralına aykırı nitelikte bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.769,50 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesine istinaden davacıdan alınan masrafların iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı tarafça tahsil edilen paranın taraflar arasındaki sözleşmeler uyurınca tahsil edildiği savunulmuş olmasına rağmen, dosyada mevcut kredi sözleşmesinin sadece ilk ve son sayfaları bulunmakta olup, mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmeler ve ekleri getirtilerek davalı Bankanın, dava konusu edilen masrafları alıp alamayacağına ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Öncelikle, sözleşmenin tamamı celb edilerek bankacılık konusunda uzman bilirkişiden, davacının talebinin sözleşmede düzenlenip düzenlenmediği, düzenleme varsa bu hususların TBK'nın 20. vd maddelerine göre genel işlem şartı olup olmadığnıın tartışılması gerekirken sadece 20. maddeye aykırılıktan bahsedilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.