MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/09/2014 tarih ve 2013/96-2014/221 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2010/45020 sayılı “...” ibareli marka başvurusunun davalının 98/005974, 82/074084, 99/010983 sayılı “...” ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine TPE’nin 2013-M-1025 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa müvekkilin dava konusu marka başvurusunun davalı markaları ile benzer sınıfta olmadığını ileri sürerek, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptaline, tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, iptali istenen YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin “...” ibaresini 1979 yılından bu yana ticaret unvanı olarak kullandığını, “...” markasının 1992 yılından beri tescilli olduğunu, müvekkil sektörel alanda tanınmış olduğunu, davacının “...” markasını kullanımının haksız rekabet yaratacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı marka başvurusundaki bir kısım malların davalı markalarındaki mallar ile ilişkili mallar oldukları, davalı markasının ayırt edicilik düzeyi yüksek ve tanınmış bir marka olduğu, her ne kadar tescilli olmasa da davacının perakende mağazacılık faaliyeti alanında önceye dayalı müktesep hakkının bulunduğu, bir başkasının bu tür mağazalarda satılabilecek mallar yönünden “...” markasını kendi adına tescil ettirmesinin KHK’nın 8/1-b maddesine aykırılık teşkil edeceği gibi, tescil ettiren kişiye de KHK’nın 8/4 maddesi anlamında tanınmışlıktan haksız yararlanma imkanı sağlanacağı, davacının 21 (03, 06 ve 10) alt grup mallar yönünden başvuru markasını tescil ettirmesinin davacıya haksız yarar sağlayacağı, öte yandan diğer mallar yönünden başvuru markasının tescil olunmasının ise “...” markasının itibarına haksız zarar vereceği ve KHK’nın 7/1 (i) ve 8/4 maddesi uyarınca davacının markayı bu mallar yönünden de tescil ettirmesinin mümkün olmadığı, başvurunun ve başvuruya itirazın reddine dair YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin 11.11.2013 tarih 2013/5648E-20176K sayılı ilamında uyuşmazlığın 556 sayılı KHK'nın 8/4. fıkrasının ilk cümlesi uyarınca değerlendirilmiş bulunması nedeniyle, mahkemece işbu davada tanınmışlıkla ilgili aynı KHK'nın 8/4-2. cümle kapsamında yapılan değerlendirmede dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy