MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/09/2014 tarih ve 2014/526-2014/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı ... şirketi arasında ... sigorta poliçesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin 05.10.2012 - 15.10.2012 tarihleri arasında kendisine ait araçla Macaristan-Türkiye arasında televizyon taşıma işini gerçekleştirdiğini, Türkiye'de emtianın teslimi sırasında 170 adet televizyonun eksik olduğunun tespit edildiğini, dava dışı taşıtanın oluşan zararını kendi sigorta şirketinden tahsil ettiğini, taşıtanın sigorta şirketi ise ödediği hasar bedelini müvekkilinden sigorta halefiyet ilkesine dayanarak rücuen talep ettiğini, müvekkilinin zıyaa uğrayan mallarla ilgili davalı ... şirketine süresi içinde bildirimde bulunmasına rağmen davalı ... şirketinin hasarın sigorta kapsamına girmediği gerekçesiyle dosyayı kapattığını ileri sürerek zayi olan 170 adet televizyonun SDR hesaplaması çerçevesindeki karşılığı olan 70.410,00 TL kayıp- hasar bedelinin dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın taşıtanın sigorta şirketi tarafından kendisinden talep edilen zararı ödemediğini henüz uğramadığı bir zararı talep etme hakkının bulunmadığını, davacının taşıma sırasındaki arcının sürücüsü hakkında hırsızlık ve görevi kötüye kullanma sebebiyle ilgili makamlara suç duyurusundan bulunduğunu, araç sürücüsü tarafından güveni kötüye kullanma sonucu araçtan bir kısım emtianın çalınmasının söz konusu olduğunu, dava konusu talebin ... sigorta poliçesine göre teminat kapsamı dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı taşıyıcının taşıma sırasında meydana gelen zararla ilgili olarak zarar görene veya onun emtia sigortacısına herhangi bir ödeme yapmadığı, buna göre davacının zararının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (Mülga HUMK’nun 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda mahkemece gerekçeli kararda, davacının zararının söz konusu olmadığı gerekçesiyle “davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedildiğinin” belirtilmesine rağmen tefhim edilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında “kanıtlanamayan davanın reddine” şeklinde esas yönden hüküm kurulması ve buna göre davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.